TÜRKİYE'NİN CENNET KÖŞELERİ

HOŞGELDİNİZ (welcome)

05:28, 28.2.2010 .. Posted in TÜRKİYE .. 0 Yorumlar .. Link
 
Türkiye Tanıtım

 


 
123Friendster.Com

TÜRKİYE’YE “Medeniyetin Besigi” denir.. ve bu tarihi ülkede seyahat ederek yabancilar bu deyisin ne manaya geldigini görebilmektedirler..

Dünya’nin ilk yerlesim birimi.. Catalhöyük’te bir sehir .. milattan önce 6,500 tarhine kadar uzanmaktadir..O tarihten bugüne kadar, Türkiye son derece zengin bir tarihe ev sahipligi yapmis,
ve bu da modern medeniyetimizde kalici izler birakmistir..Yüzlerce senelik kültür mirasi Türkiye’yi bir bilgi ve kültür cenneti haline getirmistir.. Hititler, Frigyalilar, Urartulular, Likyalilar, Lidyalilar, İyonlar, Persler, Makedonyalilar, Romalilar, Bizanslilar, Selcuklular, ve Osmanlilar.. hepsi, Türk tarihine öneml katkilarda bulunmuslardir.. ve ülkenin her tarafina yayilmis olan tarihi harabeler herbir medeniyetin kendine has çizgilerini sergilemektedir.. Türkiye’nin ayni zamanda çok büyüleyici bir yakin tarihi bulunmaktadir.. Osmanli Imparatorlugu’nun çöküsünü takiben, meslek olarak asker ve kisilik olarak büyük vizyon sahibi Mustafa Kemal adinda genç bir adam Birinci Dünya Savasi’nin yenilgisini bütün istilaci kuvvetleri ülkeden atarak memleketi adina parlak bir zafere dönüstürmüstür Mustafa Kemal Atatürk 29 Ekim 1923 ‘de Türkiye Cumhuriyet’ni kurmus ve ülkesini büyük ekonomik ilerleme ve tümden modernizasyonla baris ve huzura kavusturmustur. Yaklasik 100 sene sonra, Türkiye hala bu gururu yasamaktadir.. “Yurtta Baris Cihanda Baris” sloganiyla....

(((Coğrafi ve Siyasi Konum. Jeopolitik konumuyla dünyanın en stratejik ülkelerinden biri olan Türkiye, “Eski Dünya Karaları” denilen Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişme noktasındadır. Doğu ve Batı uygarlıkları arasında olduğu gibi, tüm dinler arasında da tek köprüdür.

Türkiye, üç tarafını çeviren Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi’yle dünya okyanuslarına bağlanır. Tüm dünya ile komşu gibidir ve tarih boyunca büyük göç ve ticaret yollarının merkezi olmuştur. Boğazlar aracılığıyla Karadeniz dünyaya açılmakta ve bir iç deniz olan Marmara’dan çok önemli su yolları geçmektedir. Doğuda Gürcistan, Erme-nistan, Nahçıvan ve İran; batıda Bulgaristan ve Yunanistan; güneyde Suriye ve Irak ile komşudur.

Erciyes Dağı - KAYSERİ


Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü (KEİ), Ekonomik İş Birliği Teşkilatı (EİT) gibi çeşitli kuruluşlara üye olan Türkiye, aynı zamanda AB üyeliğine adaydır.

Yüzölçümü ve Yüzey Şekilleri. Bir dikdörtgene benzeyen Türkiye topraklarının yüzölçümü 814.578 km²'dir. İran dışında bütün komşularından ve Rusya Federasyonu dışında tüm Avrupa ülkelerinden daha geniş topraklara sahiptir. Yüzölçümünün % 3’lük bölümünün yer aldığı Avrupa’daki topraklarına Trakya, % 97’lik bölümü oluşturan Asya’daki topraklarına ise Anadolu denilmektedir.

Türkiye’nin kara sınırlarının uzunluğu 2.875 km, deniz sınırlarının uzunluğu 8.333 km; genişliği yaklaşık 550 km, uzunluğu 1.500 km kadardır.

36-42 derece Kuzey enlemleri, 26-45 derece Doğu boy-lamları arasında yer almakta ve doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık zaman farkı bulunmaktadır.
Jeolojik bakımdan her türlü ve her yaşta yüzey şekillerine sahip, yüksek ve dağlık bir ülke olan Türkiye; 1.132 metreyi bulan ortalama yükseltisi ile kıtaların en yükseği olan Asya’dan (1010 m) bile daha yüksektir. Kuzey ve güneyi yüksek dağlarla kuşatılmıştır. Kuzeyde Karadeniz boyunca Kuzey Anadolu Dağları, güneyde ise Toroslar, Türkiye’nin yükseklik karakterini belirler. Kuzey Anadolu Dağları’nın en yüksek noktası olan Kaçkar Tepesi’ni, Ilgaz ve Köroğlu Dağları izler. Marmara Bölgesi’nde Samanlı Dağları, Uludağ, Istranca Dağları ve Tekirdağ; Ege Bölgesi’nde Kozak, Yunt ve Aydın Dağları; İç Anadolu Bölgesi’nde Kızıldağ, Hasan Dağı, İdris, Elma ve Ayaş Dağları; Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ise Karacadağ, Raman ve Sof Dağları yer alır. 5.137 m ile Türkiye’nin en yüksek dağı olan Büyük Ağrı Dağı ve onun yanında sönmüş bir volkanik dağ olan Süphan Dağı ile Nemrut ve Alacadağ Doğu Anadolu Bölgesi’ndedir.

Türkiye; deniz, nehir ve ovaları ile tarıma ve hayvancılığa elverişli alanlar açısından çok zengindir. Kuzey ve güneydeki sıradağlar, Anadolu’nun orta kesimindeki geniş düzlükler sayesinde birbirinden ayrılır. En verimli ovalar Karadeniz Bölgesi’nde Bafra, Çarşamba ve Merzifon Ovaları; İç Anadolu Bölgesi’nde Konya Ovası; Akdeniz Bölgesi’nde Çukurova; Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Muş Ovası; Ege Bölgesi’nde Bakırçay, Gediz, Büyük ve Küçük Menderes Ovaları’dır.

Cilo Sat Dağları - HAKKÂRİ


Türkiye, dünyanın önemli deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya kuşağı üzerindedir ve Kuzey Anadolu fayı boyunca 1939’dan bu yana sekiz büyük deprem yaşamıştır.

Akarsu ve Göller. Türkiye, akarsu ve göller bakımından da zengin ülkeler arasındadır. Enerji üretim potansiyelleri fazla olan akarsuların yöneldiği havzaların en genişi Karadeniz Havzası’dır.
Denize olan mesafe, deniz seviyesine göre uzaklık ve dağ sıralarının varlığı gibi nedenlerle bölgeler arasında önemli iklim farklılıkları gözlenir. Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgesi’nin güneyinde yaz ayları sıcak ve kurak, kış ayları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz iklimi belirgindir. Nüfus

Türkiye genç nüfusa sahip bir ülkedir.



Türkiye genç nüfusa sahip bir ülkedir.


2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre toplam 67 milyon 844 bin kişinin yaşadığı Türkiye’de, 2005 yılı sonu itibarıyla nüfusun 72 milyonu aştığı tahmin edilmektedir. 1927 yılında yaklaşık 13 milyon 600 bin olan nüfus, 73 yılda beş kat artış göstermiştir. 1990-2000 döneminde yıllık nüfus artış hızı binde 18.3 olarak gerçekleşmiştir. 2000-2010 döneminde bu oranın binde 14.47’ye düşmesi beklen-mektedir. Buna göre bir sonraki nüfus sayımının yapılacağı 2010 yılı, yıl ortası nüfusunun 76.5 milyon olacağı tahmin edilmektedir.

1975 sayımına göre nüfusun % 58’lik bölümü kırsal alanlarda ve % 41.81’i kentsel alanlarda yaşarken; 2000 yılı Nüfusun 33.6 milyonunu kadınlar, 34.2 milyonunu erkekler oluşturmaktadır. Türkiye genç nüfuslu bir ülkedir. Toplam nüfusun % 28.07’si 0-14 yaş grubu, % 65.95’i 15-64 yaş grubu ve sadece % 5.96’sı 65 yaş grubu ve üstüdür. Oysa AB ülkelerinde 0-14 yaş grubunun toplam nüfus içerisindeki payı % 17.2 ile Türkiye’nin yarısı; 65+ yaş grubunun ise % 15.7 ile Türkiye oranının üç katıdır.

Dil. Türkiye’nin resmi dili Türkçe’dir ve nüfusunun % 90’ı Türkçe konuşmaktadır. Bir Ural-Altay bileşken dili olan Türkiye Türkçe’si, zaman içinde göçlerle farklılaşmış ve evrime uğramıştır. Türkiye Türkçe’si, Arapça ve Farsça’dan çok sayıda sözcük alan Osmanlıca’nın Cumhuriyet sonrası evrime uğramış modern biçimidir. Bu dil, Azerice ve Türkmence ile birlikte 11. yüzyıldan beri bilinen Oğuz lehçelerinin alt öğesini oluşturur.
 

Mustafa Kemal Atatürk, Kayseri’de yeni Türk Alfabesinin
uygulamasını gösterirken.


Türkçe, bugün yeryüzünde konuşulan ortalama 4.000 dil arasında en yaygın konuşulan yedinci dildir ve 200 milyonun üzerinde insan tarafından konuşulmaktadır.

Türkler, 8. yüzyıldan bu yana çok farklı yazı dili kullanmışlar, ancak en uzun süre Göktürk, Uygur, Arap ve son olarak da Latin alfabelerini tercih etmişlerdir. Çağdaş uygarlıklar düzeyine ulaşmayı hedef alan Mustafa Kemal Atatürk, 1928 yılında Arap alfabesinin yerine, Türkçe’nin ses düzenine uygun olarak hazırlanan Latin harflerinin kabul edilmesini sağlamıştır.

Atatürk, 1932’de Türk dilinin Arapça ve Farsça kelimeler-den arındırılıp sadeleşmesi amacıyla Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kurulmasını istemiştir. Sonradan Türk Dil Kurumu adını alan cemiyet, çağdaş Türkçe’nin oluşmasında önemli adımlar atmıştır. Türk Dil Kurumu 1983 yılında, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesine alınmıştır. Bu çalışmaların sonucunda Atatürk’ün yaptığı Dil İnkılabı halka mal olmuş ve 1932 yılından önce, yazı dilinde % 35-40 civarında olan Türkçe sözcük kullanma oranı bugün % 75-80’lere ulaşmıştır. (((Coğrafi Bölgeler Bunlar, kapladığı alanlara göre sırayla; Doğu Anadolu Bölgesi (% 21), İç Anadolu Bölgesi (% 20), Karadeniz Bölgesi (% 1Cool, Akdeniz Bölgesi (% 15), Ege Bölgesi (% 10), Marmara Bölgesi (% 8.5) ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi (% 7.5)’dir.

Türkiye, doğal, beşeri ve ekonomik etmenler bakımından, 1941 yılında yapılan “1. Türkiye Coğrafya Kongresi”nde yedi coğrafi bölgeye ayrılmıştır.
Marmara Bölgesi

Adını Marmara Denizi’nden alan bölge, Türkiye’nin kuzeybatı köşesinde yer alır ve yüzölçümü 67.000 km²'dir. Karadeniz, Marmara ve Ege Denizlerine komşudur. İstanbul ile Çanakkale Boğazı bu bölgededir ve hem Asya hem de Avrupa’da toprakları vardır. Ege kıyıları açığında bulunan Bozcaada ve Gökçeada (İmroz) da Marmara Bölgesi alanındadır. Bölgenin nüfusu 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 17 milyon 365 bin 027’ye yükselmiştir. Bu nüfusun 13 milyon 730 bin 962’si şehirlerde, 3 milyon 634 bin 065’i köylerde yaşamaktadır. Binde 26.69 ile Türkiye’deki en yüksek nüfus artış hızına sahip olan bölge, sürekli göç almaktadır.
İstanbul - Bursa - İzmit ekseni ile Türkiye’nin sanayi mer-kezi konumundaki Marmara Bölgesi’nde sanayi ve ticaretin yanı sıra turizm de önemli bir geçim kaynağıdır.

Bölgede üretilen sanayi malları arasında; işlenmiş gıda, dokuma, hazır giyim, çimento, kâğıt, petrokimya ürünleri, otomobil ve yedek parça, metal ve elektrikli eşya ile vagon ve gemi başta gelir.

Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan en kısa karayollarının ve Karadeniz ülkelerini Akdeniz’e bağlayan denizyolunun buradan geçmesi bölgeye ayrı bir üstünlük kazandırmış; bölgenin her alanda gelişmesine, kalabalıklaşmasına ve zenginleşmesine yol açmıştır. Yüzyıllarca birçok büyük uygarlığa ev sahipliği yapan bölge, tarihi yapıları ve doğal güzellikleriyle dünyanın en önemli kültür, sanat ve turizm merkezlerinden biri olmuştur.

Anadolu Hisarı - İSTANBUL


Bir Dünya Kenti: İstanbul. 8000 yıllık geçmişin birikimi olan tarihi mekanları, müzeleri, sarayları, surları, yalıları, doğal güzellikleri ve inanç merkezleriyle İstanbul; her zevkin ve her isteğin tatmin edilebileceği; seçkin bir hoşgörü, bir sentez odağıdır.

İstanbul, gerek nüfus ve kapladığı alan, gerekse ekonomi, ticaret, sermaye ve kültür açısından Türkiye’nin en büyük kentidir. Ayrıca devlete ödenen gelir vergisinin yarıya yakını bu kent ve çevresinden sağlanmaktadır. En büyük ithalat limanına sahip olan İstanbul, ülke deniz yollarının başlangıcı özelliği taşıyan ve dünyanın öteki ülkeleriyle havayolu bağlantısını sağlayan en büyük merkezdir. İstanbul’un Asya ve Avrupa yakaları iki büyük köprü ile birbirine bağlanmaktadır.

Dolmabahçe Sarayı - İSTANBUL


“İmparatorluklar Başkenti” olan İstanbul, M.Ö. 658 yıllarında Megaralılar tarafından kurulmuş ve kumandanları Byzas’ın adı nedeniyle “Byzantium” adını almıştır.
Marmara Denizi ile “Altın Boynuz” denilen Haliç arasında uzanan kara sularının iç kesimindeki tarihi yarımada, başkentliğini yaptığı Roma, Bizans ve Osmanlı İmpara-torlukları'nın izlerini taşıyan sanat eserleri ile dolu bir açık hava müzesi gibidir.

Osmanlı sultanlarının 400 yıl süresince siyasi merkezi olan ve bugün müze olarak kullanılan Topkapı Sarayı; dünyaca ünlü eserleri ve kutsal emanetleriyle farklı kültürlere mensup tüm insanların ilgisini çekmektedir.
İstanbul’un bir diğer görkemli sarayı ise Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan, 56 sütunla çevrili ve 4.5 ton ağırlı-ğındaki avize ile aydınlatılan Dolmabahçe Sarayı’dır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 tarihinde bu sarayda vefat etmiştir.

Yaklaşık 500 camisiyle bir camiler kenti olan İstanbul’un en ünlü camisi altı minaresi olan Sultan Ahmet Camisi'dir. Cami ile birlikte çeşmeyi de içine alan Sultan Ahmet Meydanı ise tüm turistlerin uğradığı bir yerdir. Ünlü Türk mimarı Sinan’ın yaptığı Süleymaniye Camisi diğer önemli camilerdendir.

İmparator Konstantin tarafından 4. yüzyılda bazilika olarak inşa ettirilen Ayasofya Müzesi ise Bizans devrinin kentteki en görkemli eseridir. Yüksekliği 55, genişliği 31 m olan kubbesi ile Roma-St. Peter, Londra-St. Paul ve Milan-Duomo katedrallerinden sonra, büyüklük bakımından dördüncü sırada yer alır ve bunların en eski olanıdır. Kariye Müzesi ile 6. yüzyılda Bizanslılar tarafından kentin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yaptırılan ve içinde 336 sütun bulunan Yerebatan Sarayı da kentteki diğer görkemli tarihi eserler arasındadır.
 

Kapalı Çarşı - İSTANBUL


İstanbul’da bunların dışında daha çok sayıda müze ve anıt bulunmaktadır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Atatürk Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi, Mozaik Müzesi, Sanayi Müzesi, Deniz Müzesi ve Yahudi Müzesi; Kız Kulesi, Galata Kulesi; Rumeli ve Anadolu Hisarı ile İstanbul surları bunlar arasında sayılabilir.

15. yüzyılda yapılmış olan Kapalı Çarşı, turistlerin İstan-bul’daki başlıca uğrak yerlerinden biridir ve buradaki 4.000’e yakın dükkânda; mücevherler, antikalar, halılar, gümüş ve bakır hatıra eşyalar, deri ve süet giysiler, tahta ve sedef oymalar satılmaktadır.

Ayrıca 17. yüzyılda Hatice Sultan tarafından yaptırılan Mısır Çarşısı’nda, her türlü baharatı bulmak mümkündür.

İstanbul aynı zamanda modern bir alışveriş merkezidir. Carousel, Ataköy-Galleria, Akmerkez, Capitol, Carrefour-SA, Profilo, Kule ve Kule Çarşı, Kanyon ve İkea gibi kapalı alışveriş merkezlerinin yanı sıra İstiklal, Rumeli ve Bağdat Caddeleri kentin en seçkin alışveriş yerleridir.
123Friendster.Com
Çeşitli sinema ve müzik festivalleri; tiyatro, opera, bale ve konser etkinlikleri; uluslararası sempozyum, konferans ve yarışmalar ile İstanbul, dünyanın sayılı kültür merkez-lerinden biridir. Her yıl Haziran-Temmuz aylarında düzen-lenen “Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” dünyanın dört bir yanından gelen ünlü sanatçıları ağırlamaktadır.

İstanbul, önemli uluslararası spor etkinliklerine de sık sık ev sahipliği yapmaktadır. Boğaz ve Adalar, yelken sporları için ideal yerlerdendir. Yat turizminin de geliştiği kent, uluslara-rası bir yatçılık merkezidir. Ataköy, Kalamış ve Fenerbahçe Marinaları yatçılara geceleme dahil daha birçok olanak sunmaktadır.

Kilyos ve Şile, İstanbul çevresinde plajları ile tanınan tatil beldeleridir. Polonezköy ise 19. yüzyılda Polonyalı göç-menlerin gelip yerleştiği, çevresi ormanlarla kaplı ideal bir dinlenme yeridir. Milli Park olan Belgrad Ormanları İstan-bul’un akciğeri olarak bilinir. Bu ormanlardaki Atatürk Arboretumu ve Osmanlı döneminden kalma su kemerleri görülmeye değerdir. Silivri ve Kemer’de geniş golf sahaları bulunmaktadır.

Kocaeli-Sakarya ve Anibal’in Mezarı. Bir endüstri kenti olan Kocaeli, karayolu ile İstanbul’a bağlıdır. Çevresi meyve ve sebze bahçeleri ile kaplıdır. Roma döneminde “Nicomedia” olarak bilinen kent merkezi ve çevresinde, Osmanlı döneminden kalma çok sayıda tarihi eser bulunur. Kent yakınlarındaki Hereke, halı dokumacılığı ile ünlüdür.
Marmara Denizi’nin kuzey kıyılarındaki Gebze’nin ise zengin bir tarihi vardır ve ünlü Kartacalı kumandan Anibal’in mezarı buradadır.

Geniş ovalarında bereketli tarım alanlarının yer aldığı Sakarya ili de bir endüstri merkezidir. Eski devirlerde bu bölgenin insanları güzellikleri ile tanınırdı. Nitekim Roma İmparatoru Harianus’un dillere destan güzelliğiyle ünlü eşi Sabina, bu yörede yetişmiş ve daha sonra Roma’ya gelin gitmiştir.

Ayçiçeği Tarlaları ve Üzüm Bağları Cenneti. Türkiye’nin Avrupa bölümünü oluşturan Trakya’nın bereketli toprakları, genellikle ayçiçeği tarlaları ve üzüm bağları ile kaplıdır. Avrupa’dan gelip Türkiye’nin batı kapısı olan Edirne kentine giren bir yabancı, önce Türk mimarisinin şaheseri olan Selimiye Camisi ile karşılaşır. Geleneksel ünlü Kırkpınar Güreşleri her yaz başında Sarayiçi denilen ağaçlık alanda yapılmaktadır.

Geniş kumsallara ve Osmanlı mimarisinin güzel örneklerine sahip olan Tekirdağ ili, Trakya’nın batısında yer alır. Üzüm bağları ve şarap festivalleri ile ünlüdür. Doğa ve tarih açısından zengin olan Kırklareli, Türkiye’nin Avrupa toprak-larındaki en geniş ilidir. Karadeniz kıyılarındaki İğneada ve Kıyıköy, ince kumlu plajları ile tanınır.
Güney Marmara. Marmara Denizi’nin güneyinde Çanakkale, Balıkesir ve Bilecik illeri yer almaktadır. 15. yüz-yıldan kalma Çimenlik ve Kilitbahir Kaleleri boğaza ayrı bir güzellik katar. Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesinde şehit düşen 500.000 askerin anısına Milli Park’ın güney ucunda 42 m yüksekliğinde “Çanakkale Şehitleri Anıtı” yaptırılmıştır. Çevrede İngiliz ve Fransızlara ait anıtlar da bulunur. Anzak askerlerinin çıkarma yaptığı Arıburnu sahillerindeki Anzak Koyu'nda, üzerinde Atatürk’ün Çanakkale savaşları ile ilgili hitabesinin de yazılı olduğu Anzak Anıtı, hümanizmin ölümsüz belgelerinden biridir.

Çanakkale’nin kuzeybatısında, kuzeyden güneye doğru tarihi kentler uzanır. Anadolulu Homer’in İlyada Destanı’nda adları geçen Kral Priamos, Hektor, Paris ve güzel Helena’nın yaşadığı; tahta atıyla ünlü tarihi Truva kenti, Çanakkale’nin 30 km güneybatısındadır. Truva’nın daha güneyinde sırasıyla Neandria, Aleksandria, Troas, Chryse ve Assos yer alır. Behramkale, yani tarihi ismiyle Assos, entelektüellerin tatil merkezi olarak da bilinir. Denizden 248 m yükseklikteki Assos Akropolü'nde yer alan Athena Mabedi, M.Ö. 6. yüzyılda yapılmıştır.

Marmara Bölgesi’nin önemli illerinden olan Balıkesir, kuzeyde Marmara ve batıda Ege Denizleriyle çevrelenmiştir. Balıkesir’in Marmara sahillerindeki en büyük yerleşim merkezi olan Bandırma, Marmara’nın İstanbul’dan sonraki en büyük limanıdır. Bandırma’nın kuzeybatısındaki Erdek, plajlarıyla ve tarihi eserleriyle ünlüdür. Bandırma’nın güneyindeki Manyas Gölü’nde ise, her yıl 239 türden üç milyona yakın kuşun geldiği Kuş Cenneti Milli Parkı bulunmaktadır.

Balıkesir ilinin Ege kıyıları, Edremit Körfezi çevresinde sıralanır. Doğal ve tarihi zenginliklerle dolu olan Edremit Körfezi sahillerinin tümü zeytin ağaçlarıyla kaplıdır. Mitolojiye göre; dünyanın ilk güzellik yarışması, milli parkın bulunduğu Edremit’in kuzeyindeki Kaz Dağı’nda yapılmıştır. Truva Kralının oğlu Paris, bu dağlarda yaşamıştır.
Akçay, Altınoluk, Ören ve Ayvalık, Edremit çevresinde yer alan; doğal güzellikleri ve geniş kumsallarıyla gözde tatil beldeleridir. Çamlık ve Alibey Adası (Cunda) doğal güzellikleri yanında, damak tadını sevenler için leziz ve değişik deniz ürünlerinden yapılmış zengin mönülere sahip restoranları ile tanınır.

Sakarya Nehri tarafından sulanan topraklarda kurulu Bilecik ili, Osmanlı tarihi açısından önemli bir merkezdir. Osmanlı İmparatorluğu 1299 yılında burada kurulmuştur. Kentin 30 km doğusundaki seramikleriyle ünlü Söğüt, eski Türk boylarından Kayıların yerleşim yeridir.

Yeşillikler İçindeki “Tanrısal Kent”. Fransız şair Henri de Regnier, Uludağ’ın yamaçlarında yeşillikler içindeki Türkiye’nin beşinci büyük kenti Bursa’yı “tanrısal bir kent” olarak nitelemiştir.

UNESCO tarafından “Avrupa’nın çevresini en özgün şekilde koruyan kenti” seçilen Bursa’da; doğa, tarih, yeşil ve mimari, güzel bir harmoni ortamında bütünleşmiştir. İpeği, havluları ve kaplıcaları ile ünlü olan Bursa, aynı zamanda büyük bir sanayi kentidir. Özellikle otomotiv ve tekstil sanayi gelişmiştir. Osmanlı döneminden kalma eserlerin yoğunlaştığı kentin güneyinde, modern tesislere sahip, kış sporları için ideal bir merkez olan Uludağ Milli Parkı bulunur.

Bursa’nın kuzeydoğusundaki İznik Gölü ise bir doğal güzellikler beldesidir. Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olan İznik, Osmanlılar döneminde de bu özelliğini korumuştur. Dünya çini sanatının en güzel örnekleri, Osmanlı çini ustaları tarafından burada yapılmıştır. Çekirge ise Bursa’nın termal merkezidir.

 
 

DELİORMANLI..

www.mehmettunabas.tr.com.tr ) 


CANIM TÜRKİYEM

05:25, 28.2.2010 .. Posted in TÜRKİYE .. 0 Yorumlar .. Link
TürkiyemTürkiyem
 
Türkiyem



GÜZEL YURDUMDAN MANZARALAR

05:14, 28.2.2010 .. Posted in TÜRKİYE .. 0 Yorumlar .. Link
Güzel Yurdumdan Manzaralar
 

Güzel Yurdumdan Manzaralar

Güzel Yurdumdan Manzaralar

Güzel Yurdumdan Manzaralar

Güzel Yurdumdan Manzaralar

Güzel Yurdumdan Manzaralar

Güzel Yurdumdan Manzaralar

Güzel Yurdumdan Manzaralar


Güzel Yurdumdan Manzaralar

Güzel Yurdumdan Manzaralar

Güzel Yurdumdan Manzaralar

Güzel Yurdumdan Manzaralar

TÜRKİYE'NİN SAKLI CENNETLERİ

04:48, 28.2.2010 .. Posted in TÜRKİYE .. 0 Yorumlar .. Link
Tarihi ve doğal zenginliklerle göz kamaştıran Türkiye’de, bugüne kadar çok fazla dikkat çekmemiş ve az bilinen bir çok yer keşfedilmeyi bekliyor. İşte o saklı cennetler...

Türkiyenin saklı cennetleri



----

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesi yakınlarında bulunan Suuçtu Şelalesi, sahip olduğu doğal güzelliklerle tam bir görsel şölen sunuyor. Bursa’ya 100, Mustafakemalpaşa’ya ise 20 kilometre uzaklıktaki Suuçtu Şelalesi, 38 metre yüksekten düşen suyu ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle adeta bir "doğa harikası" olarak yıllardır tatilcileri kendine hayran bırakıyor.


Türkiyenin saklı cennetleri



----

Av ve doğa turizmi hazinesi Kocayayla

Bursa’nın tarihi oldukça eskilere dayanan Keles ilçesinde bulunan Kocayayla, av ve doğa turizmi ziyaretçilerini ağırlamak için gün sayıyor. Kocayayla Gediksiret mevkisinde belediyeye ait araziye "yap-işlet-devret" modeliyle ağaç evler inşa ediliyor. Doğayla iç içe inşa edilen ahşap evlerde, temiz ve serin havada tatil yapmak isteyen vatandaşlar konuk edilecek. Proje tamamlandığında Kocayayla, şehir hayatından sıkılıp tatilini doğayla baş başa geçirmek isteyenler için yeni bir alternatif olacak. Av ve doğa turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip Kocayayla, yakın bir tarihte doğayla başbaşa kalınabilecek yeni bir yaşam alanı olarak kapılarını açacak.


Türkiyenin saklı cennetleri



----

Koyları ve doğasıyla Karaburun

İzmir’in en küçük ilçesi Karaburun, yapılaşmanın görülmediği birçok koyu ve doğasıyla, Türkiye’nin bilinmeyen cennetleri arasında yer alıyor. İzmir ile arasındaki 130 kilometrelik yolun keskin virajlarla örülü olması nedeniyle ulaşım sorunları bulunan Karaburun, yarımada üzerindeki 1 belde ve 13 köyün merkezi konumunda. Güneyde Datça Yarımadası’na benzer coğrafi yapısıyla gizli cennetleri barındıran Karaburun Yarımadası, doğa harikası koy ve plajları bünyesinde barındırıyor. Karayoluyla ulaşımın olmadığı birçok koyu sadece tekne turlarıyla görmek mümkün. Bölge, bu özelliğiyle yaz sezonunun en canlı döneminde bile tenha kalmayı başarabiliyor.


Türkiyenin saklı cennetleri



----

Aşk acısını dindiren şelale

Ulus ilçesinde, mitolojik hikayeye göre, aşk tanrısı Eros’un, eşi Hera kendisini artık sevmiyor diye intihar eden Selamnos’un bedenini dönüştürdüğü şelaleden su içen, mendil ıslatan ya da yüzünü yıkayanlar, yaşadıkları aşk acılarından arınıyorlar. İlçeye bağlı Ulukaya köyündeki Ulukaya Şelalesi, çevresindeki doğa güzelliklerinin yanı sıra efsanesiyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Eşinin kendisini sevmemesine üzülen Selamnos, Ulukaya’nın zirvesine çıkarak Hera’nın ismini haykırıp, kendisini boşluğa bırakır. Aşk tanrısı Eros, aşk acısının böyle sonlanmasını istemediğinden Selamnos’un bedenini yere değer değmez şelaleye dönüştürerek suyu kutsar. Kim şelaleden su içerse, mendil ıslatırsa ya da yüzünü yıkarsa Selamnos’un acıları azalır, içinde yeni ya da geçmişten kalma aşk acısı yaşayanlar da bundan arınırlar.


Türkiyenin saklı cennetleri



----

Ağaç müzesi Yenice

Tropik bölgeler dışında dünyada pek az ormanda görülebilecek kadar çok sayıda ağaç türünü barındıran Yenice ilçesi ormanları, adeta ağaç müzesi görümüyle görenleri cezbediyor. Uludağ göknarı, doğu kayını, sarı çam, karaçam, camiyanı karaçamı, kızılçam, Istıranca meşesi, Virgiliana çınarı, ceviz, dişbudak, kızıl ağaç, fındık, porsuk, yabani kiraz, gümüş ıhlamur, adi ıhlamur, akağaç, kızılcık, şimşir, ahlat, kontus defnesi, kurt bağrı, erguvan ve jasminum gibi çeşitli ağaç türlerinin yanı sıra bazı ağaçların olağanüstü çap ve boya ulaşan örneklerinin oluşu, zengin yaban hayatı potansiyeliyle bölge eşsiz bir ekosistem özelliği gösteriyor. Ormanların oluşturduğu oksijen kuşağı, kent turizmi için önemli kaynak gösterilerek, turizm bölgesi olmaya yönelik projeler üretiliyor.


Türkiyenin saklı cennetleri



----

Kayacık vadisi

Mersin’in Erdemli ilçesine bağlı Limonlu beldesine 10 kilometrelik mesafede, sarp yoldan Toroslar’a doğru gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, sık ağaç yapısı ve buz gibi akan çayı, "saklı cennet"i andırıyor. Eşsiz doğa güzelliği ile büyüleyen vadi, kendisini keşfedebilen tatilcilere doğa ile iç içe kuş sesleri arasında dinlenme olanağı sunuyor. Mersin merkezden 45 kilometre uzaklıktaki Limonlu beldesinden sonra Toros Dağları’na doğru 10 kilometrelik sarp yoldan gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, Lamas Çayı’nın üzerini neredeyse kapatan sık ağaç yapısı ve çevredeki yüksek kayalıklarla adeta kendini gizliyor. Suya ve kayalara sık ağaçların arasından süzülerek yansıyan güneş ışınlarının da eklenmesiyle gizemli bir hale bürünen vadi, kendisini keşfedenlere ise doğa ile iç içe, kuş sesleri arasında dinlenme ve şehir yaşamının stresinden uzaklaşma olanağı sunuyor. Bu arada, tatilcilerin uğurlu olduğuna inanılan kayalıklar üzerindeki ağacın yanına gelerek dilek tuttuktan sonra vadiden ayrıldıkları gözleniyor.


Türkiyenin saklı cennetleri



----
Direkli Mağarası

Kahramanmaraş-Kayseri karayolunun 40. kilometresindeki Yukarı Döngel köyü sınırları içerisinde bulunan Direkli Mağarası da tarih meraklılarının ilgisini çeken merkezlerden biri. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek, mağarada ilk kez 1959 yılında Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından kazı çalışmalarının yapıldığını ve bilim dünyasına tanıtıldığını belirterek Yontma Taş Çağı’na ilişkin materyallere ulaşıldığını söyledi. Direkli Mağarası’ndaki kazının, Kahramanmaraş’ta 1959’dan bu yana yapılan Türkhlerin yaptığı ilk arkeolojik kazı olduğunu dile getiren Erek, "Kazılarda bulduğumuz bir ocak ve çevresindeki işlik yerleri sevindirici bilgiler sağlamıştır" dedi.



Türkiyenin saklı cennetleri



----

Doğu Karadeniz'in güzellikleri

Doğu Karadeniz doğal, kültürel ve tarihi değerlerinin yanı sıra henüz tam anlamıyla turizmin hizmetine sunulmamış varlıklarıyla da ilgi çekiyor. Trabzon’un batı sahilinde şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta Yıldızlı Beldesi sınırları içerisinde yer alan Sera Gölü, denize 2 kilometre mesafededir. Göl, 1950 yılında meydana gelen bir toprak kayması sonucunda oluşmuştur. Sera Gölü, hem doğal güzelliği hem de çevresindeki tesislerle ziyaretçilere güzel imkanlar sunuyor.


Türkiyenin saklı cennetleri



----

Çal Mağarası, Düzköy ilçesinde bulunan bir yer altı su kanalı. Mağaranın girişi geniş olmakla birlikte giderek daralıyor belli bir uzaklıktan sonra genişlik 1 metreye kadar düşüyor. Tavan yükseklikleri kırık sistemlerine bağlı olarak büyük değişkenlik gösteriyor. Girişten sonra 200 metrede iki kola ayrılan mağaranın, sola ayrılan kolu yaklaşık 125 metre uzunluğunda. Bu kolun sonundaki odadan gelen suyun aktığı bir baca bulunuyor. Sağ kolun ulaşılabilen kısmı yaklaşık 300 metre. Bu kolun yaklaşık 60 metre ilerisinde küçük bir göl ve çağlayan yer alıyor.



Türkiyenin saklı cennetleri



----

Giresun’da kısa bir süre önce keşfedilen Gölyanı Yaylası’nın Türkiye’de ekoturizmin gözdesi olacağına inanılıyor. Giresun Kültür ve Turizm Müdürü Emin Yılmaz, Yağlıdere ilçesi sınırları içinde yer alan Gölyanı Yaylası’nın, 50 dolayındaki otantik yayla evi, gölü ve ladin ağaçlarından oluşan ormanlık alanlarıyla görenleri büyülediğini belirtti. Yılmaz, bir süre önce doğal sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan Gölyanı Yaylası’nın Türkiye’de eko turizmin gözdesi olacağına inandıklarını ifade ederek, orman yoluyla ulaşımı sağlanan Gölyanı Yaylası’na yapılaşma yasağı getirildiğini kaydetti.


Türkiyenin saklı cennetleri


----

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi ile Ayder Yaylası arasında bulunan Tar Deresi Vadisi’ndeki birçok küçük düşümlü şelalenin yanı sıra, 250 metre yükseklikten akan Bulut Şelalesi’nin, seyir zevkine doyum olmayan bir görüntü sergiliyor Çamlışemşin’in Palovit Yaylası’nda bulunan ve yeşillikler arasında 15 metre yükseklikten akan Palovit şelalesi, Kalkandere’deki 16 metrelik Vandri şelalesi, İkizdere’deki 15 metrelik Manle ile 20 metrelik Cimil şelaleleri, Rize’ye gelenlerin mutlaka görmek istediği yerler arasında yer alıyor. Yine Çayeli ilçesindeki Ağaran şelalesi ile İkizdere’deki Gelintülü şelalesi, görülmeye değer şelaleler arasında bulunuyor.


Türkiyenin saklı cennetleri



----
Kırklareli'nin ayak basılmamış plajları

Kırklareli’nin Tekirdağ il sınırında ve Bulgaristan sınırına kadar uzanan kıyı şeridinde pek fazla bilinmeyen Kıyıköy, İğneada ve Panayır İskelesi plajları, şehir dışından gelenlerin uğrak yerlerinden biri oldu. 40-50 metre genişliğinde 10 kilometre uzunluğunda plaja sahip İğneada, karavan ve çadır turizmine de ev sahipliği yapıyor. Kıyıköy ve İğneada beldelerinde az da olsa otel ve pansiyonların bulunmasına rağmen, yörede turizm henüz istenilen seviyede değil. Kumsal ve ormanlık alanların bir arada olduğu Kırklareli sahillerinde dinlenenler, yeşilin her tonuna tanıklık ederken, güneşin ve denizin de tadını çıkarıyor. Gürültü kirliliğinden uzak Kırklareli’nin doğasını yaşamak isteyenler, kendi imkanları ya da günübirlik turlarla yöreye gelebiliyorlar.

Türkiyenin saklı cennetleri



----

Eğirdir Gölü

Göller bölgesinin merkezi konumunda olan Eğirdir, göl turizminden yaygın şekilde yararlanıyor. Uzun süreden beri turistlerin rağbet ettiği bölgede, sınırlı sayıdaki otel ve pansiyonlar turizm mevsiminde tamamen doluyor. Kovada Gölü Milli Parkı, Kasnak Meşesi Tabiatı Koruma Alanı, Çandır-Baraj çevresi, Eğirdir Gölü Hoyran kısmı, Burdur Gölü’nün Keçiborlu ilçesi sınırları, Beyşehir Gölü’nün Yenişarbademli ve Şarkikaraağaç ilçelerini kapsayan alanlar ise kuş gözlemciliği için elverişli alanların başında yer alırken, her yıl bölgeye İngiltere ve Fransa’dan kuş gözlemcileri geliyor. Kış aylarında Eğirdir Gölü’nde, küçük karabatak, Macar ördeği, elmabaş patka, tepeli patka, sakarmeke gibi kuşlar barınıyor. Burdur Gölü ise soyu dünya çapında tehlike altında olan dikkuyruklar için önemli kışlama alanı olarak gösteriliyor. Ayrıca Mahmuzlu kızkuşu da Burdur Gölü çevresinde kuluçkaya yatıyor. Beyşehir Gölü de Macar ördeği, elmabaş patka ve sakarmeke ile kuş gözlemcilerinin ilgi gösterdiği yerlerden biri.



Türkiyenin saklı cennetleri
                     
      http://www.yabantv.com/video/2643-biga-sulun-salimi.aspx  Biga Avcılar Kulübü sülün salımı Karabiga, Çanakkale ilinin Biga ilçesine bağlı yerleşim yeridir. Geçmişi antik çağlara kadar uzanır. Tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleri ile tanınır.
_________________
bu ülkenin kiymetini bilin türkiyede yasayan insanlar.öyle güzel bi ülkede yasiyosunuzki.Deliormanlı


ALANYA

10:28, 18.6.2009 .. Posted in TÜRKİYE .. 0 Yorumlar .. Link

Alanya, geniş plajları, tarihi eserleri, modern otel ve motellerin sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir. Gelenleri ilk karşılayan, Alanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesidir. Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir.

Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları, deri, giysi, mücevherat, el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır. Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası'nı gezmeniz gerekir. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.

Alanya'nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi   gölgelerin serinliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Tüm sahillerinden denize girilebilen Alanya tam bir güneş, deniz, kum cennetidir.

Tarihçe: Alanya bazen Kilikya bazen de Pamfilya topraklarından sayılmıştır. Daha sonra sırasıyla Hititler, Yunanlılar, Romalılar bölgeye egemen olmuşlardır. Çeşitli istilalar ve savaşlarla harap olan kent Romalılarca yeniden inşa edilir. Bizanslılar döneminde ise Alanya' ya ''Güzel Dağ'' anlamına gelen Kolonoros adı verilir. 13. yy. da Selçuklu Hükümdarlarından I. Alahaddin Keykubat kenti alarak adını Alaiye olarak değiştirir. 13. yy. ortalarında Karamanlıların eline geçen Alanya 1471 yılında Osmanlı   topraklarına katılır.

İklim: Alanya' da tipik Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Kışları yağışlı ve nemli, yazlar kurak ve sıcaktır. Yıllık ortalama hava sıcaklığı 19ºC'dir. Deniz suyu sıcaklığı 21ºC'dir.

GEZİLECEK YERLER

Kale ve Kuleler

Alanya Kalesi:  Alanya Kalesi zamanımıza kadar korunan tek Selçuklu kalesidir. 1225 yılında Roma Kale kalıntılarının yerine Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yeni bir kale yaptırılmıştır. 83 kule ve 140 burca sahip , üç sıra surlarla çevrili olan kale bütün   olarak iç ve dış kale bölümlerinden oluşur. Aya Yorgi Kilisesi, Kanuni Sultan Süleyman Camii, Akşabe Sultan Türbesi Selçuklu Hamamı, Arasta, Bedesten, Sitti Zeynep Türbesi, Sultan Alaaddin Sarayı, irili ufaklı sarnıçlar, deniz feneri ve zindandan   oluşan kale bir tarih hazinesidir.

 

Kızıl Kule:  Adını alt ve üst kısımlardaki kesme taşlardan alan Kızıl Kule 1226 yılında yapılmıştır. Bugün bile sapasağlam ayakta duran kulenin doğu cephesi ile batı cephesi arasındaki oturduğu yerin konumu nedeniyle, 2m.lik bir yükseklik farkı vardır. Sekizgen   şeklindeki kule beş katlıdır. Zemin katın ortasından yukarı doğru, beşinci kata kadar yükselen bir bölüm bulunmaktadır. Su sarnıcı görevini üstlenen bu bölüm kulenin omurgası durumundadır. Zemin kat etnografik müze olarak hizmet vermektedir.

Antik Kentler

Leartis-Learti (Mahmutlar Harabeleri): Büyük ören yada büyük kilise diye de adlandırılan bu yer ilçenin kıyı boylarındaki irili ufaklı tepelerin yamaçlarında kurulmuştur. İlçe merkezine 22 km. uzaklıktaki kentte kiliseler, hamamlar, sarnıçlar, iskan merkezleri, küçük bir stadyum tiyatro, sütunlu caddeler ve tapınakar mevcuttur.

Syedra Harabeleri: Syedra Kenti M.Ö. 3. yy. da, bugünkü Kargacı ve Seki köylerinin sınır oluşturduğu bir tepede kurulmuştur. Tepe üstündeki bölümün kentin merkezi olduğu bilinen Syedra ve yöresinde bulunan kitabelerden kentin Roma kalıntısı olduğu anlaşılmaktadır. Kentin   anıtsal giriş kapısının lentosu hala sağlamdır. Sütunlu caddenin iki yanında, çeşitli amaçlarla yapılmış tarihi eserler ve mozaikler görülür. Şehrin içinde muhtemelen su deposu olarak kullanılmış üç havuz vardır.

Lotape (Aytap) Liman Kenti: Aytap Alanya'nın 30 km. doğusundadır. Bugünkü Akdeniz kıyı yolu bu Roma kentinin ortasından geçmektedir. Kral Antichus'un karısı Iotape'ın anısına kente bu adı verdiği bilinmektedir. Kentin 50-100 m. boyutlarında bir limanı vardır. Yarımada şeklinde   oldukça yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş kalesine oldukça zor çıkılmasına karşın görülen manzara tüm yorgunlukları unutturacak güzelliktedir. Iotape kentinin antik caddesi, hamamı, kilisesi, nekropol ve akropolü çevrede bulunan değer antik kentler içinde en iyi ayakta kalanlarıdır. Tek odalı, üstü kapalı mezar odaları da kentin antik kalıntıları içindedir.

Selçuklu Tersanesi: 1228 yılında yaptırılan tersane 56,5 m. uzunluğunda , 44 m. derinliğinde ve 5 gözlüdür. Tersane güneyden gelebilecek tehlikelere karşı, iki katlı, iki odalı bir kule ile güçlendirilmiştir.

Camiler

Süleymaniye (Kale) Cami: Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan caminin 16. yy. da bir Selçuklu tapınağının üzerine inşa edildiği bilinmektedir. Kapı ve pencerelerdeki ağaç bölümler Osmanlı ağaç işlemeciliğinin en güzel örneklerindendir.

Emir Bedrüddin Cami: Günümüzde Andızlı Cami olarak bilinen cami adını hemen yanındaki andız ağacından almıştır. 1227 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılan caminin yanında kesme taşlardan yapılma çok yüksek olmayan minaresi yer alır. Minberi oymacılık sanatının en güzel örneklerindendir.

Akşebe Sultan Mescidi: Akşaba Sultan Alanya kalesinin ilk kumandanlarındandır. Mescit kendisi tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Batısında kendine özgü mimarisi olan bir minare vardır.

Kervansaraylar

Alara Han: Alanya-Manavgat sınırını oluşturan Alara Çayı'nın denizden 9 km. kuzey yönünde inşa edilmiştir. Alanya' ya 35 km. uzakta olan Alara Kervansarayı 1232 yılında Sultan Alaaddin Keykubat tarafından 2000 m² lik bir alanda tamamen kesme taşlardan yapılmıştır.   Nöbetçi Kulübesi, bugün bile tüm özelliğini koruyan çeşmesi, mescidi ve hamamı ile görülmeye değer bir eserdir.

Şarapsa Kervansarayı: Alanya - Antalya asfaltının 15. km. sinde yolun üst kısmındaki yaklaşık 850 m² lik bir alan üzerinde, Sultan Alaaddin Keykubat'ın oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1236 - 1246 yılları arasında yaptırılmıştır.

Mağaralar

Damlataş Mağarası
Büyük Dipsiz Mağarası
Çimeniçi Mağarası
Dim Mağarası
Beldibi Mağarası
Derya Mağarası

Diğer Önemli Mağaralar

Hasbahçe Mağarası: İlçenin Küçük Hasbahçe mahallesi iniş dibi mevkiinde, kente 4 km. uzaklıktadır. Damlataş Mağarasından birkaç misli büyük olan mağarada derinlemesine bir araştırma yapılmadığı için fazla bir bilgi yoktur.

Kadı İni Mağarası: İlçe merkezinin 15 km. kadar kuzeydoğu istikametinde, Çatak mevki denilen yerde bulunmaktadır. Çevrede bulunan piknik yerleri yöreye ayrı bir canlılık vermektedir.

Korsanlar Mağarası: Korsanlar Mağarası eskiden etrafa korku saçan korsanların soygunlardan elde ettikleri malları depoladıkları ve kaçırdıkları kızları tuttukları yer olarak ün salmıştır. Mağara tahminen 10 m. genişliğinde 5-6 m yüksekliğinde olan ağız kısmı teknelerin   rahatlıkla içeri girmesine olanak sağlar. İçeride cami kubbesi gibi insanın üzerini örten rengarenk taşları ve kuzeye uzanan karanlığı görmek mümkündür.

Aşıklar Mağarası: Aşıklar Mağarasının kapısı deniz yüzeyinden iki metre yükseklikte ve insanın girebileceği büyüklüktedir. Bu kapı sarkıt, dikit ve sütunlarla süslenmiştir.

Fosforlu Mağara: Korsanlar Mağarasına benzer bir görünüme sahip olan Fosforlu Mağaranın kapısı teknenin içeri girmesine olanak sağlayacak büyüklüktedir. Deniz dibinde oluşan renkler görülmeye değer.

Plajlar

Çoğu tatil yörelerinden farklı olarak, Alanya'nın merkezinde de plajlar bulunmaktadır. Alanya'nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek içim ideal bir yerdir. Alanya'nın yaklaşık 25 km. batısında yer alan Avsallar   kumsalları ile güzel bir tatil merkezidir. Alanya'dan doğuya, Gazipaşa'ya doğru gidilecek olursanız karşınıza mükemmel kumsallar çıkacaktır. Tarihi bir liman olan Alanya'nın 30 km. doğusundaki Aytap, Roma kalıntıları korunmuş plaj ve koyları önemli bir gezi noktasıdır.

Sportif Etkinlikler

Rafting: Bölgede rafting sporuna en elverişli nehir, ilçenin 6 km. doğusunda denize dökülen Dimçay nehridir. Bu nehir üzerinde bulunan, Alanya'nın 20 km. kuzeydoğusundaki "Alraft Tesisleri"nde bu sporu yapmak mümkündür. Dağ Sporları: İlçede son zamanlarda trekking ve amatör dağcılığa elverişli olan, başta Akdağ (2451 m.) ve Cebelireis Dağı (1649 m.) olmak üzere gelişme göstermeye başlamıştır. Akdağ, bu amaca uygun olarak Turizm Bakanlığınca Kış Sporları Turizm Merkezi ilan edilmiştir.

Alanya Triatlonu: Her yıl Ekim ayı içinde düzenlenen, uluslar arası düzeydeki bu sportif etkinlikler 1991 yılında başlamıştır. Eurosport TV tarafından dünyaya yayınlanmakta olan bu etkinlik yüzme, bisiklet, koşu şeklinde ara verilmeden yapılır.

Avcılık: Bölge iklimi, coğrafyası ve bitki örtüsü nedeniyle önemli ölçüde av hayvanları potansiyeline sahiptir. Sayısı oldukça azalan geyiğin korunması amacı ile avlanması yasaklanmış olup yaban keçilerinin avı ise kontrollü bir şekilde yapılmaktadır.Alanya   sınırları içinde hemen her türlü balığı tutmak mümkündür.

Kamping: Alanya ve çevresinde pek çok Kamping ve Oto karavan ile kamp yapma olanağı bulunmaktadır.

 



{ Last Page } { Page 1 of 9 } { Next Page }

Hakkimda

Anasayfam
Ben Kimim?
Arsiv
Arkadaslarim
Resimlerim

Linklerim

Benim sitem
Photogallery
Resim blogu
Forum
MESAJ HABER
Sinema izle
Video izle

Katagoriler

TÜRKİYE

Yeni Konularim

HOŞGELDİNİZ (welcome)
CANIM TÜRKİYEM
GÜZEL YURDUMDAN MANZARALAR
TÜRKİYE'NİN SAKLI CENNETLERİ
ALANYA
AVANOS
AYVALIK
BERGAMA
BODRUM
ÇEŞME
CUMALIKIZIK
DOĞUBAYAZIT
EDREMİT
EĞİRDİR
ERDEK
FETHİYE
FİNİKE
HATTUŞA
FOÇA
GÖREME

Arkadaslarim