DÜNYA KURTULUŞU TÜRKİYE'DEN BEKLİYOR!...
 Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Biz diğer siyasiler gibi gittiğimiz ülkenin rengine boyanmayız, onları kendimize bağlarız. Bütün dünya hem maddesiyle hem de manasıyla tıkandı. Bütün dünya bu kurtuluşu Türk milletinden bekliyor” dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Türkiye’ye yön veren siyasi partiler üzerine dikkat çekici bir analiz yaptı. Kilis’te düzenlenen bir programda konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, önce Türkiye’deki partilerin nasıl kurulduğuna dair bir tespitte bulundu. Türkiye’de kurulan partilerin pazarlığı Türkiye’nin sınırlarının çok ötesinde yapıldığını dile getiren BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “Şimdi bir parti kurulurken maalesef Türkiye’nin hudutları dâhilinde kurulmuyor. Bunun pazarlığı çok ötelerde yapılıyor. Kimi anlaşıyor. Ben filan yere gittim, icazeti aldım. Mutlaka iktidar olacağım, diyor. Sanki milletin üzerinde bir irade var. Bu iradeyle pazarlık yapılıyor ve meydanlara çıkılıyor” şeklinde konuştu.
Siyasetçi tekemmül etmeli
Türkiye’nin siyasi arenasında yukarıda bahsettiği durumun tek istisnasının Bağımsız Türkiye Partisi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş, siyasetçi nasıl olmalı sorusuna şöyle cevap verdi: “Biz dikkat ederseniz her gün yeniden tazelenerek sizlerin huzuruna çıkıyoruz. Cumhuriyet tarihinde hodri meydan deyip, ‘ey milletim ne istiyorsanız sorun’ diyen bir lider gördünüz mü? Bunu derken bizim noksanımız yok mu, elbette var. Yanlışımızda olabilir. Ama biz eğer noksanımız varsa bu süreçte onu tamamlıyoruz. Yanlışlarımız varsa görüp, düzeltiyoruz. Bu tekemmül etmektir. Siyasetçinin görevi de budur. Sen bunu yapmadıktan sonra milletine, vatanına ve devletine asla hizmet edemezsin. Mesela merhum Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatına bakın bu süreç bunda kemaliyle mevcuttur. Biz de Türkiye’de biz hizmet yapmak istiyorsak yapacağımız iş, –senin izindeyiz demek lafta değil– onun yaptığını hayata geçirmek olacak. Biz bunu yapmaya varız siz de benimle olmaya var mısınız?”
Siyasiler milletin derdiyle dertlenmeli
Bu milletin derdini dert edinmeyen partilerin çözüm ortaya koymasının ve proje üretmesinin mümkün olmadığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Hal böyle olunca onlara Meclis’te kavga etmekten başka iş kalmıyor” dedi. BTP Lideri şunları söyledi: “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iç politikada diyecek bir şeyi yok ki. Niye? Avrupa Birliği önüne bir program vermiş.
A’sından Z’sine kadar bunu uygulamaya mecburdur. O şimdi program, proje ve plan olarak meclise bunu getiriyor. Dış politikada da okyanusun ötesinde bir irada iktidara diyor ki; sen bunu yapacaksın. Muhalefete de diyor ki; Sen bu rolü oynayacaksın. Şimdi ikisi de aynı merkezden emir alıyor. Bunlar nasıl birbirine karşı gelsinler? Yani fikir olarak, program olarak, tez olarak bir şey ortaya koymaları mümkün değildir. Yapacakları o zaman gürültü çıkarmaktır.”
Çözüm üreten tek parti BTP
“Şu anda çözüm ortaya koyan proje üreten bir tek parti var o da Bağımsız Türkiye Partisi’dir” diyen Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Her şeyiyle donanmış, milletinin, devletinin, vatanının menfaatlerini millet adına, memleket adına, devlet adına yapıp milletin huzuruna çıkan tek bir parti var. Önce ilim adamlarıyla beraber bu meseleleri tartıştık. İşte eserlerin bir tanesi Sosyal Devlet – Milli Devlet. Arkadaşlar aylarca çalıştık bu eseri meydana getirdik. Diğeri Milli Ekonomi Modeli’dir. Yani biz diğer siyasiler gibi gittiğimiz ülkenin rengine boyanmayız. Hele uçakta olduğu gibi onların Katolik nikâhıyla oraya bağlanmayız, onları kendimize bağlarız. Bunu yapmaya da mecburuz çünkü bütün dünya hem maddesiyle hem de manasıyla tıkandı. Kurtuluş bekliyor. Bütün dünya Türk milletinden bu kurtuluşu bekliyor. Yahu hocam sen bu kadar mı iddialısın? Vallahi de iddialıyım billahi de iddialıyım. Ben size Avrupa’yı da Amerika’yı da geçeceğiz dediğimde hayalden konuşmuyorum. Türkiye’nin yetkili makamları Almanya’nın Bonn üniversitesinden Hasankeyf için proje istiyorlar. Ne diyor Bonn üniversitesi? Biz projeleri Haydar Baş’tan aldık gidin ona sorsanıza, diyor. Şu işe bak.” BTP 4 OLAĞAN KONGRESİ-BTP'NİN ÇARPICI SLOGANLARI:Prof. Dr. Haydar Baş, BTP 4. Olağan Kongresi’nde yaptığı teşekkür konuşmasında, “Bağımsız Türkiye Partisi binin üzerinde delegeyi kongreye getirebiliyorsa, ‘bu büyük parti statüsüne girdi’, demektir. Bu kongre bu milletin BTP Genel Başkanı’nı başbakan yapacağını ispat etmiştir” dedi. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Ankara’da Büyük Anadolu Oteli Kongre Merkezi’nde geçtiğimiz pazar günü düzenlenen BTP 4. Olağan Kongresi’nde 1184 delegeden oylamaya katılıp geçerli oy kullanan 1145’inin oyunu alarak bir kez daha genel başkanlığa seçildi. Seçimin ardından delegelere ve partililere hitaben bir konuşma yapan Prof. Dr. Baş, “Bağımsız Türkiye Partisi binin üzerinde delegeyi kongreye getirebiliyorsa, ‘bu büyük parti statüsüne girdi’, demektir. dedi.
DELİORMANLI...
TEHDİT ALGILAMASI
Büyük devletlerin günü birlik politikalarla yönetilemeyeceği öğrenilmiş, özellikle de küreselleşme belası devletlerin ve milletlerin başına musallat olduktan sonra ulusal bütünlüğün sağlanması da zorlaşmıştır
Hele de belli bir devlet geleneğinden uzaklaşarak, gelecek çağları kucaklayacak görüş ufku olmayan, dostunu düşmanını tanımayan, ekseni rotası zamanın şartlarına ve güç odaklarına göre değişen bir yönetim anlayışına sahip olanların, uzun süre devlet yönetemeyecekleri gün yüzüne çıkmıştır. Hatta bu düşünceye sahip siyasilerin acilen yönetimden el çekmeleri geleceğimiz açısından önem arz etmektedir...
Uzun süredir bizi yönetmeye talip olan siyasilerin tarihten gelen tehdit algılaması bile değişmiş, bırakın önemli tehdit unsurlarını görmeyi, burnumuzun önünü dahi görmekten aciz bir siyasi anlayış oluşmaya başlamıştır.
Sayın Başbakanın son terör saldırısı ve ardından vatan evlatlarımızın şahadeti sonrasında yaptığı açıklamayı gözümüzün önüne getirelim.
Sayın Başbakan; "Hangi güçler adına taşeronluk yaptığı aziz milletimiz tarafından yakından bilinen terör örgütü yok edilinceye kadar mücadelemiz devam edecektir." sözünü sarf etti. Bu söz üzerinde durulması gereken bir sözdür.
Bu söz ortada bırakılamayacak kadar mühimdir. Vatandaş taşeronların arkasındaki gücü bilmeyebilir yada yanlış algılayabilir ama vatandaşı yönetenler ve bu açıklamayı yapanlar gerekli bilgiyi vatandaşına vermek zorundadır.
Bir televizyon programında emekli Albay Erdal Sarızeybek; Başbakanın devlet etiğinden dolayı bunu açıklayamayacağını, bu güçlerin AB, ABD ve İsrail” olduğunu beyan ettiler.
Sayın Başbakan taşeron çıkışıyla neyi kastettiğini açıklığa kavuşturmak zorundadır. Eğer Sarızeybeğin dediği kastediliyorsa, vatandaş olarak bizim de şu soruyu sorma hakkımız doğar; “Hükümetin bu güçlerle (AB ABD ve İsrail ile) ilişkileri; siyasi, ekonomik ve askeri anlamda ne konumdadır?” Diye…
AB ye girmek için bu kadar çaba meydandayken…
ABD ile müttefiklikle her gün bir adım daha ilerlerken…
İsrail ile yapılan anlaşmalar hala yürürlükteyken…
Taşeron kimdir? Taşeronlara yardım ve yataklık edenler kimdir? Bunlar mutlaka açıklığa kavuşmak zorundadır. Yoksa da kafalar daha çok karışacağa, çözümsüzlük daha da derinleşeceğe benzemektedir.
Milletimiz şehitlerine ağlarken vatan toprakları talan edilirken, ulusal bütünlüğümüz tehdit altındayken “lafla peynir gemisi mi yürütüyor…” Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Vesselam.U.Kepekçi-DELİORMANLI...
SİYASET YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR.
Eledim Eledim [Vatan Icin] - Sibel Pamuk
Hakkari''de hain saldırı: 8 şehit 14 yaralı
Yaralı askerler, Şemdinli Devlet Hastanesi ile Hakkari Asker Hastanesi''ne kaldırılarak, tedavi altına alındı.
Teröristlerin saat 02:00''da aynı anda çok sayıda yönden saldırıya geçtiği belirtiliyor. Terörist grubun sınırdan giriş yaptığı, çatışmaların sabaha dek sürdüğü bildiriliyor.
Kürt açılımı adı altında başlatılan terör açılımlarının ülkemizi getirdiği durum ortada…
Her gün acı haberler geliyor, onlarca şehit, onlarca yaralı…
Terörle mücadele sadece askerin ve polisin sırtına bırakılırsa, ayrıca bu güvenlik güçlerimizin de eli kolu bağlanırsa, terörü besleyen, destekleyen ABD ve İsrail ile istihbarat bilgileri paylaşılırsa netice bu vahim tablodan farklı olmayacaktır.
Analar ağlamasın sloganıyla yola çıkan siyaset, sürekli anaları ağlatacak adımları atıyor.
Şehitler sadece kendi analarını ağlatmıyor, her bir şehit haberi topyekun milletin gönlünde büyük yara oluşturuyor, her bir şehit bütün milleti ağlatıyor.
Askerlik yan gelip yatma yeri değildir diyen siyasi irade ise uyguladıkları politikalarla terörün ekmeğine yağ sürüyor.
Terörle mücadelede siyasi iradenin büyük görevi vardır.
Terörle mücadelede askerin ve polisin yapması gerekenler esasen en son seçeneklerdir. Öncelikli sıra siyasi iradenin yapması gereken vazifelerdir.
Siyasi iradenin ekonomik çözümleri devreye koyması lazım, yetmedi, eğitim ve kültür çalışmalarıyla milleti tek bilek tek yürek yapması lazım.
Bu çözümler devreye konmadığı takdirde birileri boş durmuyor ve bu açığı bir şekilde dolduruyor.
Yabancı fonlar bu bölgeye akıyor. Bu fonları burada dağıtanlar babasının hayrına bu işi yapmıyor. Bu bölgede Türkiye Cumhuriyeti devletini sıfırlıyorlar, devlete olan güveni ortadan kaldırıyorlar.
Bu bölgede cirit atan misyonerler, milletimizi asırlarca bir ve beraber tutan birlikteliğimizi yok edici kültürel ve dini çalışmalar yapıyorlar. Etnik kökenleri ön plana çıkartarak insanlarımızı inancımızdan, kültürümüzden ve medeniyetimizden soğutuyorlar.
Bir halk grubunu ekonomik, kültürel ve dini olarak bütünden uzaklaştırırsan bunun sonucu paramparça olmaktır.
Siyasi irade yapılan bu yanlışları acilen görmeli ve gerçek çözüm projelerini hayata geçirmelidir.
Eğer her konuda olduğu gibi bu konuda da AB ve ABD’nin tavsiyeleriyle hareket edilirse, zaten bugüne kadar yapılan yanlışların temelinde bu anlayış olduğu için çıkış kapısına asla varılamaz.
Önce AB, ABD ve IMF politikalarına hayır denmelidir.
Ama bunu diyebilmek milli bir projeye sahip olmayı gerektirir.
Siyasi iradenin eğer milli bir çözümü yoksa –ki olmadığı gözüküyor- o zaman çözümü olanların kapısına müracaat etmelidir. Bu aşağılanacak bir durum değildir.
Eğer bunu da yapamıyorlarsa o zaman kenara çekilerek işi ehline bırakma erdemini göstermelidirler. Böyle yaparlarsa da bu millet onları takdir eder, saygıyla anar.
Terör konusunda çözümü olan tek siyasi iradenin Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) olduğunu görüyoruz.
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye Cumhuriyeti kimliğini taşıyan her vatandaşa 500 TL vatandaşlık maaşı verecektir. İlk defa bu ülkenin vatandaşı olmak ödüllendiriliyor. Bu proje terörü bir anda bitirecek bir projedir.
Tabii tek proje de bu değildir, Milli Ekonomi Modeli’nin tarım, hayvancılık ve sanayi projeleri, diğer sosyal devlet projeleri hayata geçirildiğinde bu ülkenin her bir ferdi devletine son derece bağlı olacaktır.
Projelerle halkı yanına çektikten sonra kalan art niyetli üç beş teröristi cezalandırma işi ise askere ve polise aittir. İşte terörün kökü böyle kazınır.
Bu manada siyasetin mesuliyeti yüzde 95 ise, askerin ve polisin yüzde 5’tir.
Siyaset yan gelip yatma yeri değildir. ''BU VATAN BİZİMDİR,BİZİM KALACAKTIR''
M.Çabas-DELİORMANLI...
TÜRKİYE'DE TERÖRÜ BİTİRECEK DEVLET ADAMI YOK..
“Terörü besleyen bir ülkeyle işbirliği yaparak terör asla bitirilemez” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, “bizde devlet adamlığı vasfı terörü çözebilecek nitelikten uzak kaldığı için her gün maalesef evlatlarımızı şehit vermekle bu işin faturasını ödüyoruz” dedi
Bir günde 10 askerin bölücü terör tarafından şehit edilmesi üzerine açıklama yapan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş son günlerde iyice artan ve hemen her gün şehit verdiğimiz PKK terörünü değerlendirdi. Terörün nedeni ve çözümü üzerine analizlerde bulunan Prof. Dr. Baş Çekiç güce dikkat çekti. BTP Genel Başkanı 1991 yılında Güneydoğu’da konuşlandırılan Amerika Birleşik Devletleri’yle İngiltere askerlerinden oluşan Çekiç Gücün terörün en büyük destekçisi olduğunu hatırlattı. Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Biz Hatta o zamanlar şu yorumu yapmıştık; ‘Burada bunlar maalesef terörist yetiştirecekler ve Türkiye’nin başını belaya koyacaklar.’ O günün siyasileri bizi dinlemişse de kulak arkasına attılar. Bugün olan budur. Dün adam Çekiç Güçle yaptığı hareketi taa okyanusun ötesinden gelerek Irak’a yerleşti, Kuzey Irak bölgesini ele aldı, burada bunu yapıyor. Bakın Irak’ın coğrafyasına ABD’nin işgal güçleri girdikten sonra terör olayları hızını arttırmıştır. Bunu niye görmüyoruz? Bataklık orada evvela bu bataklığın kuruması lazım.”
ABD işbirliğiyle terör bitirilemez
Hükümetin teröre karşı tedbir almak için Amerika’yla yaptığı görüşmelere dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, “terörü besleyen bir ülkeyle işbirliği yaparak terör bitmez” dedi. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “İstihbarat ittifakı yapıp ondan işbirliği ile beraber haber alacaksın, terörün önüne geçeceksin. Bir takım destek alacaksın, terörü önleyeceksin. Bu derece acizlik olmaz. Bu derece bir insanın teslimiyeti olamaz. Bunlar hiç bir şey yapamazlar, bu mantıkta olan sivil de hiç bir şey yapamaz, asker de hiç bir şey yapamaz.”
Çözüm üretmekte aciz kalınıyor
PKK terörünün en büyük destekçisi dediği Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı hükümetin somut bir tepki ortaya koyması gerektiğini ifade eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Burada bizim aleyhimize irade kimdir? Doğrudan doğruya karşınıza alacaksınız. Seni karşısına alabilir mi? Alması mümkün değil. Niye? İki tane dev gücü karşısına almış olacak. Birisi İran, diğeri Türkiye... Bu topraklara bir adım atamazsın. Bunun hesabını ABD yapmıyor mu? Yapıyor. Ama bizde devlet adamlığı vasfı maalesef bu tür problemleri çözebilecek nitelikten uzak kaldığı için her gün evlatlarımızı şehit vermekle bu işin faturasını ödüyoruz.”
Barzani Türkiye’yle dalga geçiyor
Terör örgütünün bir diğer destekçisi olarak Peşmerge lideri Mesut Barzani’yi işaret eden Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu şahsın Dışişleri tarafından Ankara’ya davet edilmesini eleştirdi. Prof. Dr. Baş, “Bakıyorsun Kuzey Irak bölgesinde bir Kürt devleti kuruluyor, o oluşumun başını bizim hariciyemiz Türkiye’ye davet ediyor. Yahu bu adam sıradan bir adam, hariciye vekiliyle beraber oturuyor bölgenin meselelerini istişare ediyor müzakere ediyor. Önüne geçtiler mi? Yok. Adam safını belirlemiş hem senin prestijinle oynuyor hem de seninle dalga geçiyor” diye konuştu.
Siyasiler gerekeni yapmıyorlar
“Terörü bitirmek için önce bataklık kurutulmalı” diyen Prof. Dr. Haydar Baş AKP hükümetine şu tavsiyelerde bulundu: “Türkiye bunun önüne geçecekse bataklıkları kurutması şarttır. Hatırlıyorsanız Tansu Hanımın başbakanlığı döneminde çok ciddi tedbirler alındı. Terör tamamen kurutulmuştu, önüne geçilmişti. Ama al gülüm ver gülümle değil. Güreş Paşayla beraber ciddi bir işbirliği yaptılar, terörü sildi süpürdüler. Şimdi sen bu konuda hiç kimseyle anlaşmıyorsun. Askerinle anlaşmıyorsun, hariciyenle anlaşmıyorsun nasıl yapacaksın, bu işi halledeceksin? Hiç bir türlü halletmen mümkün değil.”
TERÖR ÖNLENEMİYORSA!
Teröristler dağdan inerken törende karşılandıktan sonra, şehit cenazelerinde artış devam etmektedir. Son Hakkâri saldırısı göstermektedir ki terörü önlemede hükümet başarılı olamamış; yapılan kanuni düzenlemeler, açılımlar, icraatlar, terörü daha da arttırmıştır...
Bu ifadelerle gayemiz sadece birilerini eleştirmek değil, çözüme yardımcı olmaktır.
Gerek sivil, gerek askeri otoriteler, gerek hükümet, gerek meclis içi gerek, meclis dışı muhalefet, gerek kanaat önderleri, gerek fikir adamları; toplumsal mutabakatla milli bir uzlaşmaya gitmelidir. Oluşacak bu uzlaşmada sadece hükümetin seçeceği kimseler değil bu konuda çözümü ve fikri olan herkesin görüşüne yer verilmelidir.
Devletin bekası milletin selameti hakkında duyarlı ve milli çözümü olan Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın fikir ve önerilerine mutlaka önem verilmelidir.
Olayların tırmanışı, akan her damla şehit kanının ve şehit yakınlarının gözyaşlarının mutlaka dindirilmelisi gerekmektedir…
Akan her damla kan ve gözyaşı, aynı zamanda ulusal bütünlüğün de zafiyetinin göstergesi olarak algılandığı takdirde asıl tehlike işte o zamandır…
Şu bir realitedir; suçun tırmanışı, ya cezanın yetersizliğiyle, ya da mücadelenin yetersizliğiyle alakalıdır. Evet, şu gerçek artık göz ardı edilemez; hem ceza yetersiz kalmakta, hem de mücadele yetersiz kalmaktadır. Burada kahraman Türk askerine verdiği mücadele hakkında söz söylemeye kimsenin hakkı yoktur. Onlar üzerine düşenleri eksiksiz yerine getirmektedir... Çünkü en kıymetli varlıkları olan canlarını seve seve vermektedirler.
Meydanda başarısız bir durum varsa; siyasi otorite mutlaka sorgulanmalıdır. Dünya kadar açılım yaptınız, dünya kadar kanunlar çıkardınız, dünya kadar uygulamalar yaptınız; netice olarak terörü bitiremediniz. Akan kan ve gözyaşlarını dindiremediniz.
Gerek devleti, gerek milleti, her türlü tehditle karşı karşıya getirdiniz. Artık ülkenin hiçbir yeri güvenli değildir…Sorumlular bunun hesabını açık ve net olarak vermek zorundadır.
AB ve ABD dayatmalarıyla çıkardığı kanunlar ve uygulamalara; sözde bilgi, istihbarat ve güç paylaşımlarına rağmen, terör daha da tırmanmışsa demek ki terör önlenmek yerine teşvik almıştır!
Haberleşmesi, istihbaratı, bankaları, kamu kurumları, madenleri, yeraltı ve yerüstü kaynakları yabancılara, küresel güç odaklarına teslim edilmiş… Rotasını, eksenini kaybetmiş; topraklarında gözü olan devletlerle sözde müttefiklikler kurmuş, düşmanlarının tehdit algılamasını göz ardı etmiş, yargısı ve ordusu yıpranmış bir devlet yapısının terörle ve diğer sorunlarla nasıl baş edebileceği ciddi olarak sorgulanmak zorundadır…
Görünen köy budur, kılavuza ne gerek var!
DELİORMANLI
BATININ EMİR ERLERİ ''EKSEN'' DEĞİŞTİREMEZ.

Türkiye’nin dış politikada Batıdan koparak Doğuya kaydığı iddialarının gündem saptırmadan başka bir şey olmadığını belirten Prof. Dr. Baş, “ABD’nin emir erliğine soyunanlar eksen değiştiremeye cesaret edemezler” diye konuştu.
AKP Hükümetinin Yeni Osmanlıcılık Projesi kapsamında Ortadoğu’da attığı yeni adımlar ve dış politikada eksen kayması üzerine Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’tan dikkat çekici bir analiz geldi. Memleketi Trabzon’da açıklama yapan BTP Genel Başkanı, önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’e yönelik sert eleştirilerini değerlendirdi. Prof. Dr. Haydar Baş, “Yapılacak iş parti toplantılarında tribünleri coşturarak açıklamalar yapmak değil, İsrail ile yapılan anlaşmaları iptal etmektir” dedi. BTP Genel Başkanı, şöyle konuştu: “Su anlaşması, istihbarat anlaşması, askeri işbirliği, askeri tatbikat ve askeri eğitim anlaşması yapılmış. Madem sen bu adamlarla iyi geçinemiyorsun, ‘hadi bunları iptal et. Ben seni kabul etmiyorum’ de. Dahası sen İsrail’in bir sürü şirketini Anadolu’da söz sahibi yaptın. Ve bu İsrail firmaları ile senin akrabaların, yandaşların işbirliği, ortak iş yapıyor. Bu firmalar sıradan şirketler değil. Dünyanın en zengin firmaları yanında yakınların iş yapıyor. Türkiye’de altın madenini işleten İsrail firmaları... Şimdi buna Sayın Başbakan ne diyecek? Sayın Başbakan’a en fazla destek olanlar orada... Akrabaları, hısımları orada. Kalksın, onları kovsun. Niye bunları yapmıyor? Bütün bunlar devam edecek, ‘İsrail’e karşıyım’ diyecek.”
Bunlar ‘eksen’ değiştiremez
Son günlere damgasını vuran eksen kayması da Prof. Dr. Haydar Baş’ın gündemindeydi. Türkiye’nin dış politikada Batıdan koparak Doğuya kaydığı iddialarının gündem saptırmadan başka bir şey olmadığını belirten Prof. Dr. Baş, şöyle konuştu: “ABD’nin emir erliğine soyunmuşsun, eksen kayması yapacaksın. Böyle bir cesaretin sende olması mümkün mü? Sen bir İran olayında gece yarısı kalkıyorsun, ABD Başkanı’nı arıyorsun ‘evet’ ya da ‘hayır’ oyunu ona göre belirliyorsun. Şimdi kime, ne anlatıyorsun. Bunlar olacak işler mi?”
Hükümet Irak işgaline destek verdi
Bu açıklamalardan sonra sözü son günlerde Başbakan Erdoğan’ın Irak’taki duruma ilişkin yaptığı açıklamalara getiren Prof. Dr. Haydar Baş, AKP Hükümeti’nin Irak işgaline aktif destek verdiğini söyledi. Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: “TBMM, 1 Mart 2003’te tezkereyi kabul etmedi. Hükümet, iktidar gücüne güvenerek ABD’nin nesi var, nesi yok karadan, havadan, denizden Irak’a geçmesine müsaade etti. ABD Çöl Fırtınası adını verdiği savaşta ciddi bir mağlubiyeti yaşamak üzere iken, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell Türkiye’ye geliyor, hükümetle anlaşıyor ve Türkiye’nin kapıları ardına kadar ABD kuvvetlerine açılıyor. ABD uçakları İncirlik Üssü’nden Irak’a tam 4500 sorti yaptı. Yetmedi, o günlerde Başbakan Erdoğan ABD gazetesine yazdığı makalede “Amerikan askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmesi için dua ettiğini” yazmıştı. Şimdi bütün bunları sen yapacaksın, ondan sonra da Irak’ta ölen çocuk, bebek, yaşlı, kadın ve gençten dem vuracaksın.”
İLK HAMLEYİ İRAN YAPABİLİR
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “ABD – İsrail ikilisi İran’a saldırma konusunda kesin kararlıysa, İran savaşı kendi topraklarından uzaklaştırmak için Gazze’ye gönderdiği gemilerle ilk hamleyi yapmak isteyebilir” dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, İran’ın Gazze’ye insani yardım amaçlı gemi gönderme kararını değerlendirdi. Bu adımın muhtemel İran savaşını başlatabileceğini ifade eden Prof. Dr. Baş, uluslararası sularda çıkabilecek böylesi bir savaşın İran ve İsrail’i nasıl etkileyebileceğini değerlendirdi. Prof. Dr. Haydar Baş, AKP hükümetinin Ortadoğu’da üstlendiği yeni rolle ilgili olarak da çarpıcı açıklamalarda bulundu. İran’ın Gazze’ye insani yardım gemisi gönderme kararını değerlendiren Prof. Dr. Baş, oldukça dikkat çekici açıklamalar yaptı. “İsrail tıpkı Türk gemisi Mavi Marmara’ya yaptığı gibi İran gemilerine de saldırırsa savaş çıkabilir” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, böyle bir savaşın patlak vermesinin kimseye faydası olmayacağını söyledi.
Vicdanı olan kimse duyarsız kalamaz
Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeleri değerlendiren BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasında Filistin’deki İsrail zulmünü değerlendirdi. BTP Lideri şöyle konuştu: “Filistinlilerin öteden beri o coğrafyada Yahudilerin elinden çekmediği kalmadı. Kalbinde zerre kadar duygu, merhamet taşıyan ve vicdanı olan bir insanın bunlara duyarsız kalması asla mümkün değildir.”
Savaş kimseye fayda getirmez
İran’ın Gazze’ye insani yardım gemisi gönderme kararını değerlendiren Prof. Dr. Baş oldukça dikkat çekici açıklamalar yaptı. “İsrail tıpkı Türk gemisi Mavi Marmara’ya yaptığı gibi İran gemilerine de saldırırsa savaş çıkabilir” diyen Prof. Dr. Baş, önce bir temennisini şöyle dile getirdi: “İnşallah böyle bir şey olmaz. Şu andaki savaşların hiçbir millete ve de devlete faydası yok. Çünkü kullanılan silahlar öyle basit silahlar değil.”
İlk hamleyi İran yapabilir
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, uluslararası sularda çıkabilecek muhtemel bir savaşın İran ve İsrail’i nasıl etkileyebileceğini değerlendirdi. BTP Lideri, “Eğer ABD – İsrail ikilisi İran’a saldırma konusunda kesin kararlıysa, İran savaşı kendi topraklarından uzaklaştırmak için ilk hamleyi yapmak isteyebilir” dedi. Prof. Dr. Baş, şöyle konuştu: “Şimdi burada sorulacak soru, ‘İran bu riski göze alarak savaşa girer mi?’ sorusudur. Şayet ABD ve İsrail İran’a vurmak konusunda yüzde yüz kararlıysa ve bu kararlılığı İran istihbarat yoluyla tespit etmişse yapılacak olan en güzel iş böyle bir eylemle savaşı başlatmaktır. Yani bu savaşın uluslar arası sularda kabul edilmesi tehdidin İran coğrafyasının dışına taşınması demektir. Aksi takdirde İran coğrafyasında başlayacak olan savaşta İran’ın tamamı bitebilir. Çünkü bunlar kara kuvvetleriyle İran’a müdahale edecek değiller, hava kuvvetleriyle müdahale edecekler.”
İran, İsrail’e saldırı bahanesi vermemeli
Bu kritik öngörüyü yapan Prof. Dr. Haydar Baş, İsrail’e bir saldırı bahanesi vermemek için İran’ın Gazze’ye gidecek gemilere devrim muhafızlarını almaması gerektiğini söyledi.
BTP Genel Başkanı, şöyle konuştu: “Savaş başladıktan sonra artık devrim muhafızları ya da hava, deniz ve kara kuvvetleri devreye girer. Ama Devrim Muhafızları gemilerde bulunursa ‘demek siz savaş çıkartmaya gidiyorsunuz’ denerek dünya kamuoyunda eksi puan alınabilir. Onun için dünya kamuoyunu ikna etmeleri açısından bence Devrim Muhafızlarını gemiye almamalarında fayda var.”
İktidar neyin cakasını satıyor?
Ortadoğu’yu bekleyen yeni kriz üzerine yukarıdaki analizleri yapan Prof. Dr. Haydar Baş, İsrail’in Türk gemisine saldırıp 9 vatandaşımızı öldürmesinden sonra Başbakan Erdoğan’ın yaptığı sert açıklamalarını da değerlendirdi. BTP Genel Başkanı, şöyle konuştu: “Bunun akabinde iktidar neyi kazanmışsa onun bayramını yapıyor. İşte her yere gidiyor, şunu yaptık, bunu yaptık, diyorlar. 9 tane insanımızı denizin ortasına attılar şimdi de bunun cakasını satıyorlar. Ben bu iktidarı hiç anlamış değilim.”
DELİORMANLI...
AVRUPA BİRLİĞİNDE 3 ÜLKE ÇÖKMEK ÜZERE
Avrupa Birliği, Yunanistan, İspanya ve Portekiz'de borç krizlerine acil bir çözüm bulamadıkları takdirde bu ülke demokrasilerinin "çökme" tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, borç batağına saplanan üç ülkenin, kamu harcamalarını karşılayamaz hale gelmesi durumunda askeri darbelere kurban gidebileceği uyarısında bulundu.
Daily Mail'in haberine göre, Barroso'nun uyarısı, komisyonun İspanya için milyarlarca dolarlık bir kurtarma planı üzerinde çalıştığı bir sırada geldi. Komisyon daha önce de Yunanistan için 650 milyar dolarlık bir kurtarma planı hazırlamıştı.
ŞOKE EDEN UYARI
Aynı zamanda Portekiz'in eski başbakanı olan Jose Manuel Barroso, söz konusu uyarıyı Avrupa Sendikalar Konfederasyonu Genel Sekreteri John Monks ile yaptığı görüşme sırasında yaptı.
Monks, AB Komisyon Başkanı'nın uyarısı karşısında şok olduğunu söyledi.
Geçen Cuma günü Barroso ile görüştüğünü belirten Monks, "Komisyon başkanıyla Yunanistan, İspanya ve Portekiz'in durumunu görüşüyorduk. Barroso, bu üç ülkenin gerekli kemer sıkma önlemlerini yerine getirmedikleri takdirde, bildiğimiz demokrasi olmaktan çıkacaklarını, dolayısıyla başka şansları olmadığını söyledi" dedi.
Monks, Barroso'nun bu üç ülkenin geleceğini hakkında son derece kaygı duyduğunu bildirdi.
İLK KEZ BU KADAR ÜST DÜZEYDE DİLE GETİRİLİYOR
Daily Mail, üç ülkedeki darbe tehdidinin ilk kez bu kadar üst düzeyde dile getirildiğini kaydetti.
Daha önce sık sık askeri darbelerle karşı karşıya kalan Yunanistan, İspanya ve Portekiz 1970'li yıllarda demokrasiye geçmişlerdi.
Yunanistan'da 1967 darbesiyle iktidarı ele geçiren Georgios Papadopulos cuntası, 1973'te Tuğgeneral Dimitrios Ioannidis tarafından devrilmişti. Askeri cunta 1974 Kıbrıs harekatından sonra yerini sivil yönetime bırakmıştı.
İspanya'da General Franko'nun diktatörlüğü 1978 yılına kadar sürmüştü. Portekiz'de ise Salazar rejimi 1932'den 1974'e kadar iktidarda kalmıştı.... Kaynak:MSN
TUNALIM...
MİLLETİN SERVETİ YANDAŞLARA GİDİYOR...
Türkiye’nin sahip olduğu 3 katrilyon dolarlık servetin üzerine birilerinin oturduğunu dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş, “Bunlar bu servetin, hazinelerin üzerine yandaşları, yoldaşları ve arkadaşları için oturdular” dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, ABD ve IMF talimatlıyla hareket eden hükümetlerin milleti perişan ettiğini söyledi. Konuşmasında “Tarım ve hayvancılık sektörlerine vurulan ağır darbenin alt yapısını üçlü koalisyon hükümeti zamanında çıkarılan tahdit kanunları oluşturdu” diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik kuşatılmışlık ortamından çıkışın tek yolunun Milli Ekonomi Modeli olduğunu söyledi. Siyasilerin tarım ürünlerine verdikleri fiyatların vatandaşları üretimden küstürdüğünü dile getiren Prof. Dr. Baş, vatandaşların topraklarını satmaya zorlandığını açıkladı.
Köylüyü toprağını satmaya zorluyorlar
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, genel bir Türkiye analizi yaptı. Bolu’da konuşan Prof. Dr. Baş, “AB, ABD ve IMF talimatlıyla hareket eden hükümetler ülkenin tüm kesimlerini perişan etti” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Peki hocam bu niye böyle oluyor? Gidiyor Avrupa Birliği’ne diyor ki; Biz sizinle beraber olacağız. AB de onlara, ‘Benimle beraber olacaksanız tarıma son vereceksiniz’ dedi. Tamam, dediler. ‘Hayvancılığa da son vereceksiniz, dediler. Buna da tamam dediler. AB’nin bu isteklerine tamam dedikten sonra Türkiye’ye geliyorlar ve tarımdan, hayvancılıktan insanlarımızı çıkarmak için buğdayı kaça mal ettin? 60 kuruşa. Geçiyorlar mikrofonların başına gerile gerile ‘sana tam 55 kuruş veriyoruz’ diyorlar. Bu şekilde ülke idare edilmez. Eğer sen 60 kuruşa imal edilen mamulü 50 kuruşa, 55 kuruşa alırsan bu vatandaş bir müddet sonra ürettiği mamulün yerine topraklarını satar. Öyle değil mi? Geçinecek çünkü. Şimdi Türkiye’de yaşadığımız kader bu değil mi sevgili arkadaşlar?”
En büyük darbe: Tahdit kanunları
Son yıllarda tarım ve hayvancılık kesimine vurulan ağır darbenin alt yapısını üçlü koalisyon hükümeti zamanında çıkarılan tahdit kanunları oluşturdu diyen Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Tarım kesimi tütün yasası çıkarıldı, tütünü terk etti. Şeker yasası çıkarıldı, pancarı terk etti. Tahdit yasaları çıkarıldı, bu yasalarla birlikte biz çayımızdan olduk, fındığımızdan, buğdayımızdan, mısırımızdan olduk. Niye? Elinde var 500 dönüm arazi sana 50 dönümüne ekme izni veriyorlar da ondan. Böyle bir kalkınma olabilir mi yahu? Bu adamın 500 dönüm araziyi işleyecek ekipmanı var, işçisi, nüfusu var. Ne olacak bu insanlar toprak mı yiyecekler? Ne yerse yesin diyorlar. Şimdi bu gidişatın sonu hakikaten hazindir.”
Kurtuluş bizdedir
Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik kuşatılmışlık ortamından çıkışın tek yolunun BTP’nin Milli Ekonomi Modeli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Baş, değeri 3 katrilyon doları buluyor dediği Türkiye’deki madenlere dikkat çekti. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Bizim tam 3 katrilyon dolarlık yer altı rezervimiz var. Düşünebiliyor musun ben anlattığımda adam nereden bulacaksın, diyor. Bunlar bu servetin hazinelerin üzerine oturdular. Niçin oturdular? Yandaşları için, yoldaşları ve arkadaşları için oturdular. Kurtuluş Bağımsız Türkiye Partisi’ndedir, kurtuluş bizdedir. Ne yapacağız biliyor musunuz? Sen peşkeş çekersen o da yağmalamaya başlar. Onun yağmalamasına mani olmak için çağıracağız, ‘gel bakalım.’ Arkadaş sen kaç para verdin? 1 milyar verdin. Al sana 3 milyar, geriye dön marş marş…”
Devlet ve nizam tanımıyorlar
Millet üzerine oynanan oyunları deşifre ettiği için bazı çevrelerin hedefi haline geldiğini söyleyen BTP Genel Başkanı, “evimin üzerinde helikopter uçurarak bana gözdağı vermek istiyorlar” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Evden bana telefon ediyorlar, ‘Bugün helikopter iki defa neredeyse evin içine girecekti’ dediler. Helikopter gösterisiyle bizi tehdit ediyorlar. Neyse mülki amire müracaat edildi. Kimdir bunlar araştırın, dedim. Sayın Kaymakam Bey ‘bizim bunlardan haberimiz yok’ dedi. Sevgili arkadaşlar öyle bir hala geldi ki bu şımarık adamlar ne devlet tanıyorlar ne nizam tanıyorlar. Hesap sormaya var mıyız?”
DELİORMANLI..
İNSAN İÇİN DEVLET MODELİ
"İnsan için devlet" anlayışını yansıtan bir başka tabloya Şeyh Edebali Vasiyetnamesi’nde rastlıyoruz...
Osmanlı kuruluş yıllarındadır ve henüz küçük bir beyliktir. Osman Gazi ise cesur ve yiğit bir beydir, akıllıdır, güçlüdür ama, o da henüz toydur. Yıllar ötesini görebilmek, maneviyat erbabının hüneri... Edebali Hazretleri de bunu yapar; irşad ve ikazlarıyla Osman Beyi Osman Bey yapan yolu ve Osmanlı Beyliğini Cihan Devletine götüren sırrı tek tek şöyle anlatır vasiyetnamesinde:
“Ey oğul! Beysin!
Bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül almak sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana.
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kula bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin.
Oğul!
Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma, insanı yaşat ki devlet yaşasın.
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır.
Ananı ve atanı say! Bil ki, bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...
Şu üç kişiye acı; cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler.
En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir…
Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı. Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır.
Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Oğul, geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın...”
***
Günümüze uzanan süreçte, ideal manada “insan için devlet” anlayışı modeli, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş beyin ilmî katkılarıyla daha farklı bir boyut kazanmış ve “Kainat Devleti” fikriyle güçlenmiştir. Prof. Dr. Haydar Baş, “Sosyal Devlet Milli Devlet” adlı eserinde bu model ve anlayışı şöyle belirtir:
“Her insanın doğuştan getirdiği bazı hak ve hürriyetleri vardır ki, devletin gayesi bu hakları vatandaşlarına yaşatmaktır. Can emniyeti, mal emniyeti, namus emniyeti en tabi haklardan olduğu gibi; din ve vicdan hürriyeti de bu değerler cümlesindendir. Bu hakları fertler adına sağlamak, devletin bir lûtfu değil, varlık sebebi ve asıl vazifesidir. Devlet, milletin çıkarlarını, güvenliğini ve sağlığını korumak için vardır. Bu vasıfları taşıyan devlet, “Baba Devlet”tir. Baba Devlet, gerçek “Sosyal Devlet”tir. Alan değil, fazlasıyla veren eldir.
Sosyal devlet, temelini milletin tarihindeki değerlerinden alan, başka ülkeleri taklitten uzak, hiçbir dış güce ihtiyaç duymadan kalkınmasını başarabilen, kendi ulusal kaynaklarından beslenen, devletin ancak milleti ile var olduğu bilinciyle millet fertlerinin tamamını kucaklayan, vatandaşına hizmeti yegane gaye edinip insan hak ve hürriyetlerini doya doya yaşatan, adalet, eşitlik, kardeşlik esasına dayalı, tam bağımsız ve hakim bir devlettir. Bu modelde, devlet ve milletin bekası üç ana unsura dayanmaktadır: Güçlü devlet, güçlü ordu ve sağlam aile yapısı. Bu üçlü yapı tesis edilmedikçe milletlerin ve devletlerin varlıklarını devam ettirmesi mümkün değildir”. O.Köroğlu-DELİORMANLI...
''MİLLETİ BİZ BARIŞTIRACAĞIZ''
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Biz ulusal değerleri korumak için yola çıkmış ve de küresel istilanın önünde duran tek partiyiz” diye konuştu.
Yurt turunu sürdüren Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Düzce’de vatandaşlarla buluştu. BTP Genel Başkanı burada ülke meseleleri üzerine analizler yaptı ve çözüm önerilerini sıraladı. “Benim dönemimde yeminle konuşuyorum, Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın birinci ordusu olacak. Bunu hiç unutmayın” diye konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri benim namusumdur. Dinimi koruyor, vatanımı koruyor, milletimi koruyor, bunu çok iyi biliyorum. Bağımsız Türkiye Partisi iktidarı döneminde devletle millet, siville asker kol kola girecek” dedi. Terör sorununun nedenleri üzerine de konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “Bu iş sadece askeri yöntemlerle çözülemez, devlet ekonomik ve sosyal alanda da halkının yanında olmalı” dedi. Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Bu işi asker yapacak ondan sonra da Türkiye düzene kavuşacak, bunu bekliyorsak yanılırız. Onların kendi üzerlerine düşen vazifeleri var, devletin millet olarak üzerimize düşürdüğü vazifeler var.”
Milleti biz barıştıracağız
Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan sosyal devlet projelerinin devletle milleti barıştıracağını söyleyen BTP Genel Başkanı vatandaşlık maaşına dikkatleri çekti. BTP Lideri şöyle konuştu: “Güneydoğulu kardeşim üç kuruş kazanmak için sınır ötesine gidiyor ve “Barzani’den petrol maaşı alayım’ diyor. Şimdi bunu duyan Haydar Hoca o insanın yanında ise ne yapacak? Hayır, kardeşim, oğlum, gelinim, kızım, anam ve babam sen Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşısın. Ben sana Türk vatandaşı olduğun için ayda 500 Türk lirası maaş bağladım.”
Tehdit algılaması çok önemlidir
AKP hükümetinin dış politikasını da değerlendiren Prof. Dr. Haydar Baş komşularla sıfır sorun anlayışı çerçevesinde tehdit algılamasının değiştirilmesini eleştirdi. Ülkemizin tehdit algılamasının yok edildiğini söyleyen BTP Lideri şöyle konuştu: “Ülkemizin tehdit algılaması yok edildi. Bir ülke kendi tehdit algılamasını sona erdirdiği zaman bu ülkenin dünyada hiçbir düşmanı yok demektir. Yani bizim düşmanımız yok. Böyle bir şey var mı? Yani sen tehdit algılamanı Mustafa Kemal gibi yapamazsan, yeri geldiğinde çizmeni giyemesen bu işi başaramazsın.”
Atatürk olsaydı Türkiye böyle olmazdı
Prof. Dr. Haydar Baş bu sözlerin ardından “Türkiye’nin ikinci Atatürk’e ihtiyacı” var diye konuştu. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Bugün Türkiye’de merhum Mustafa Kemal Atatürk ve ekibi olmuş olsaydı Türkiye bu kadar mağdur olmayacaktı, bağımsızlığını koruyabilecek ve sanayide çok ileri gidebilmiş olacaktı. Peki, Atatürk’te hangi özellikler vardı ki bu kadar ciddi başarılar sağlayabildi. Arkadaşlar Atatürk, önce askerdi ama Atatürk asker olmakla birlikte bir sivil kimliğe sahipti. Yani şahsında toplumu buluşturdu, birleştirdi. Atatürk hem sivil hem de askerdi. Bir diğer özelliği Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin menfaatine olmayan hiçbir şeye evet dememiştir.”
Değerlerimizi korumak için yola çıktık
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Düzce’de kendisini dinleyen vatandaşların sorularını da cevaplandırdı. Siyasi partilerle birleşmek gibi bir düşüncesinin olup olmadığının sorulması üzerine Prof. Dr. Haydar Baş şu cevabı verdi: “Siyasi partilerin tamamı aynı ideolojileri savunuyor. Hepsi IMF’ci, hepsi ABD’ci, hepsi AB’ci ve hepsi İsrail’in müttefiki... Onların tamamı bir parti, Bağımsız Türkiye Partisi ise başka bir parti. Biz ulusal değerleri korumak için yola çıkmış ve de küresel istilanın önünde duran tek partiyiz.
Derim ki, Amerika’ya gidip orada partisini kurup, ülkesine dönen adamın millete faydası olmaz. Avrupa’yla pazarlık yapıp sonra da gelip sizden oy isteyen adamın size bir faydası olmaz. Size kimin faydası olur? Bu sıcakta Anadolu’yu köy köy, cadde cadde dolaşan Haydar Hoca’dan size fayda gelir.” DELİORMANLI...
ÖLÜMLERİN SEBEBİ SİYASETİN GAFLETİDİR
İsrail’in müdahale edeceği bilinmesine rağmen yardım gemilerini hiçbir destek vermeden gönderen hükümeti görevini yapmak yerine kıvırıyorlar şeklinde eleştiren Prof. Dr. Baş, “Ölümler siyasetin tedbirde gafletinden dolayı yaşanmıştır” dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş İsrail’in Gazze’ye yardım götüren Türk gemisine yaptığı kanlı saldırıyı değerlendirdiği konuşmasında İsrail’in gemiler daha yola çıkmadan yapmaya başladığı “gerekirse müdahale ederiz” şeklindeki açıklamalarını hatırlattı. Prof. Dr. Baş, hükümetin buna rağmen hiçbir güvenlik tedbiri almadan gemiyi yola çıkarmasını eleştirdiği konuşmasında milletin hükümetten kıvırmayı bir kenara bırakmasını ve somut adımlar atmasını beklediğine işaret etti. Başbakan yardımcısı Arınç’ın İsraille 3 askeri tatbikat iptal edildi açıklaması üzerinde de duran BTP Genel Başkanı İsrail’in bu tatbikatlarda Filistin, İran, tüm İslam dünyası ve Türkiye’yi nasıl alt edeceğinin provasını yaptığını açıkladı.
Ölümlerin sebebi siyasetin gafletidir
Hükümetin gerekenleri yapmak yerine kıvırmaya başladığını söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Sana diyor ki, buraya gönderme gönderirsen fiili karşılık vereceğim. Peki, sen bunları bildiğin halde niçin havadan ya da denizden koruma gücü göndermiyorsun? Onu söyle bana? Senin bu insanlardan alıp veremediğin ne var? Yani bu insanlar eğer öldüyse senin tedbir gafletin yüzünden ölmüştür. Şimdi de kalkıyorsun bizi başka milletle karıştırmayın diyorsun. Karıştırdım, ne olacak? Vatandaş şunu bekliyor; bu kadar insanımız öldürüldü. Haksız yere öldürüldü. Bu bir suçtur, savaş sebebidir. Bunun intikamını al, diyor. Kime? Siyasete. Siyaset şimdi bağırarak çağırarak işi kıvırmasın. Üzerine düşen görevi yerine getirsin.”
Tatbikatlar İsrail için işgallerin provasıydı
Türk milletinin hükümetten İsrail’e kuru tehdit değil, somut yaptırımlar uygulamasını beklediğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın İsraille 3 askeri tatbikat iptal edildi açıklamasına dikkat çekti. Bu tatbikat kararının ne zaman ve nasıl alındığını soran BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Askeri tatbikat yapacaklar. Bir ülke nasıl işgal edilir, bir ülkeye nasıl girilir veya nasıl müdafaa yapılır? İsrail kime karşı? Evvela Filistin’e, sonra İran daha sonra bütün İslam âlemi ve Türkiye’ye. Kiminle yapıyor bu tatbikatları? Türkiye ile yapıyor. Bu olay ortaya çıkınca biz bunu artık yapmayacağız, diyorsun. Sen dün Filistin’in yanında olduğunu ve İsrail’in barbarlık yaptığını söylemiyor muydun? Yani onların öldürmesi barbarlıksa onlarla askeri tatbikat yapmanın adına ne denir?”
Siyasilerin görevini yapmıyor
Prof. Dr. Haydar Baş yine Bülent Arınç’ın İsrail’le ilişkilerimizin kesilmesi söz konusu değil açıklamasına da şöyle cevap verdi: “Sen niye oradasın onu söyle bana? Senin sıradan insanlardan farkın nedir? Senin görevin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin haklarını korumak ve kollamak değil mi? O zaman sen ayrıl oradan biz gelelim bunu yapalım. Niye yapmıyorsun görevini, kim yapacak bunu? ‘Kimse bunu bizden beklemesin’ diyorlar. Peki ne bekleyeceğin sizden? One minute… Onun mu bekleyeceğiz sizden?”
İktidarda hiçbir derinlik yok
İsrail’in kanlı saldırısıyla ilgili bu değerlendirmeyi yapan BTP Genel Başkanı, bu noktaya nasıl gelindiği üzerine de önemli açıklamalar yaptı. Prof. Dr. Haydar Baş önce hükümetin dış politikasına ilişkin şu tespitte bulundu: “Bu iktidar ne yaptığını bilmiyor. Neden? Çünkü siyasi bir derinlikleri yok, tarihi, kültürel bir derinlikleri yok. Manevi bir derinlikleri yok. Onun için her sahada her şeyi berbat ediyorlar. Bu sahada da aynı şekli yapıyorlar.”
Siyasiler Amerika hesabına iş görüyor
Amerika’nın büyük Ortadoğu projesinin eş başkanlığını yapan Başbakan Erdoğan’ın şimdi “Yeni Osmanlıcılık” adı altında bir akıma kapıldığını ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, iktidarın Ortadoğu politikasıyla ilgili olarak, “Irak’a, Suriye’ye, Afganistan’a ve Pakistan’a gidiyor. Bunları gören de o çok büyük iş yapıyor sanacak. Meğer Amerika adına iş görüyorlar. Ne için bize burada paye versin diye…” şeklinde konuştu.
Asker yıpratılmak isteniyor
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş son günlerde zirve yapan terörist saldırılar üzerine de dikkat çekici açıklamalar yaptı. Son 5 günde 16 şehit verildiğini ifade eden Prof. Baş, bu kritik süreçte Türk silahlı kuvvetlerini yıpratmaya yönelik faaliyetlerin artmasına ve üst düzey komutanların teker teker içeri tıkılmasına dikkat çekti. Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Yahu sen deniz kuvvetlerinin komutanlarını aldın içeri tıktın. Yani bugün komuta kademesinde savaşacak kimse kalmadı. Şimdi bu olayı güzel bir şekilde Kara Kuvvetlerine, Deniz Kuvvetlerine ve Hava Kuvvetlerine teşmil ederek önünüze bir koyun. Allah göstermesin düşmanın kafası bozuldu ve Türkiye’ye saldırdı, o zaman Türkiye’nin geleceği ne olur onu söyle bana? Askerin tamamı suçlu olabilir bu ayrı konu. Ama şu anda nöbet tutan, harbe giden kim? Bunlar. Şimdi sen bunun elindeki bu gücü niye alıyorsun?”
Bizi asla yıldıramazlar
Türkiye’de gerçekleri ve çözümü dile getiren tek siyasi liderin kendisi ve Bağımsız Türkiye Partisi kadroları olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş çok çarpıcı bir anektod aktardı “ bana gözdağı vermek için evimin üzerinde helikopter uçuruyorlar” diye konuştu. BTP Lideri şöyle konuştu: “Adam senin kuyruğundan tutmuş, oynatıyor seni bana gelip caka satıyorsun. Bana gelip caka satma, git onlara sat. Niye Haydar Hoca böyle konuştu diye bugün benim evimin üzerinde helikopter gezdirmişler. Bak bak şuna bak sen kimi yıldıracaksın?”
DELİORMANLI...
{ Last Page } { Page 2 of 23 } { Next Page }
|
Hakkimda
Linkler
Kişisel Sitem TUNALIM FORUM MSN BLOG Milli Ekonomi PİCASE WEB ALBÜM BLOG SPOT ALBÜM Türk Tarihi Danna Garcia Album MESAJ HABER Sinema İzle
Kategoriler
Son Eklenenler
Made in USA bir paket “Hayır” de başından defet ‘Yarın Artık Bugündür!..’ Bu ‘Yedi Düvel’ Anayasasıdır! BRÜKSEL'DEN ŞEFAAT UMANLAR "EVET" DESİNLER ‘TÜRK’ DEMEK ‘İSLAM’ DEMEKTİR DİNİ BÜTÜNLÜĞÜMÜZ MİLLİ BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜN TEMİNATIDIR. İSRAİL'İN UYGULADIĞI KATLİAMLAR İsrailli Yöneticilerin Yargılanması için imza katılımı GANDİ KEMAL BATININ KILICINI KUŞANIYOR SİZ TERÖRÜ BİTİRMEZSENİZ,SONUNDA TERÖR SİZİ BİTİRİR. DÜNYA KURTULUŞU TÜRKİYE'DEN BEKLİYOR!... TEHDİT ALGILAMASI SİYASET YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR. TÜRKİYE'DE TERÖRÜ BİTİRECEK DEVLET ADAMI YOK.. BATININ EMİR ERLERİ ''EKSEN'' DEĞİŞTİREMEZ. AVRUPA BİRLİĞİNDE 3 ÜLKE ÇÖKMEK ÜZERE MİLLETİN SERVETİ YANDAŞLARA GİDİYOR... İNSAN İÇİN DEVLET MODELİ ''MİLLETİ BİZ BARIŞTIRACAĞIZ'' ÖLÜMLERİN SEBEBİ SİYASETİN GAFLETİDİR
Arkadaslarim
|