BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş’ın Şanlıurfa örneğininde dikkat çekmeye çalıştığı, misyonerlik faaliyetlerinin milleti bölme parçalama projesi olduğunu teyit etmek için şöyle bir hatırlamaya çalışalım;
Sayın Baş; AB sevdasıyla başlayan hoşgörü çığırtkanlığının sıradan bir olay olmadığını, yapılan faaliyetlerin misyonerlik olduğunu, bunun ise bir güvenlik sorunu olduğunu defalarca dile getirirken, devletin güvenliği ile alakalı kurumlar faaliyete geçip engel olmadılar. Hafızalarımızı zorlayarak birkaç soru soralım şimdi kendi kendimize;
Misyonerlik faaliyetleri, bu ve benzeri hadiseler ülkemiz topraklarının hemen her yerinde, her memleketinde cereyan etmedi mi?
Demokrasi, özgürlük, insan hakları, hoşgörü, Dinlerarası Diyalog adları altında yabancılar ve onlara taşeronluk yapanlar; ayrılık tohumları ekmediler mi?
Müslümanların paralarıyla, onların himmet ve gayretleriyle oluşan nice organizasyonlarla samimi gayretler, deniz feneri misali farklı yerlere kanalize edilip, böylece Vatikan’ın ve diğer ayrılıkçı güçlerin ekmeğine yağ sürülmedi mi?
“Dırar mescidi” hükmünde sözüm ona ibadet meclislerinde, Müslüman Türk’ün değerleri ile oynanmasına zemin hazırlanmadı mı?
Misyonerlerin faaliyetlerine hoşgörü ile bakılması sağlanarak, milletimiz arasına ayrılık tohumlarının ekilmesine fırsat tanınmadı mı?
Ülke toprakları üzerinde açılan kilise evlerinde vatan evlatlarımızın din değiştirmeye varan davranışları sayesinde; milli ve dini bütünlüğümüz tehlikeye atılmadı mı?
Bazılarına göre sıradan olaylar gibi gelen misyonerlik faaliyetleriyle, milletimizin arasına ekilen ayrılık tohumları sayesinde gelinen durum meydandadır.
Şimdi ahu vah etme zamanı değil; yanlıştan dönme zamanıdır. Teröre zemin hazırlayan misyonerler ve onlara yataklık edenler, mutlaka kanunlar karşısında hesap vermelidir.
Uğur Kepekçi--DELİORMANLI...