TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ BTP'DE
BTP’li belediyelere ziyaretler gerçekleştiren Prof. Dr. Haydar Baş, Konya’nın Yazla beldesinde yaptığı konuşmada, “Türk milletinin maddi geleceği de manevi geleceği de BTP’dedir” dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş son ekonomik gelişmeleri Konya’da değerlendirdi. Konya’nın BTP’li Yazla belediyesini ziyaret ederek çeşitli temel atma ve açılış törenlerine katılan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş burada halka seslendi. Konuşmasında memleketin sorunlarının çözümü konusunda plan ve proje ortaya koyan tek kadro BTP kadrolarıdır diyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Türk milletinin maddi geleceği de manevi geleceği de BTP’dedir” şeklinde konuştu. BTP Genel Başkanı Yazla’daki konuşmasında son ekonomik gelişmeleri de değerlendirdi. Tarım, tekstil ve sanayi gibi Türk ekonomisinin temel direklerinin çöktüğün ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş Türkiye’nin hızla uçurumdan aşağı düştüğünü söyledi.
Ekonominin e’sinden anlamıyorlar
Merkez bankası başkanı Durmuş Yılmaz’ın krizi tarif etmek için kullandığı tünelin uzunca ışık var ama bu araba farı da olabilir sözlerini hatırlatan haydar baş şöyle konuştu: “Ekonominin e’sinden haberi olmayan insanlar bir ülkede şayet gelip ekonomiye yön vermeye çalışırlarsa işte geleceğimiz netice de bu olur. Sen kalkıyorsun 1000 metrelik uçurumdan aşağıya kendini atıyorsun. Ben kalkıp sana, ‘senin sonun ölümdür’ diyorum. Bana nereden biliyorsun diye soruyorsun.”
Cebimizdeki para bizim değil
Çöken kapitalizmin karşısına Milli Ekonomi Modeli’yle tek alternatif olarak ortaya çıktıklarını ifade eden BTP Genel Başkanı Türkiye özelinde acilen yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Yapılacak olan iş, emeğimiz ve üretimimiz karşılığında milli paramızı devreye koymaktır. Şu anda 30 yıla yakın bir zamandan beri Türk milleti emeğinin karşılığı parayı devreye koyamıyor. Şu cebinde olan para sana ait değil haberin var mı? Evet, bunun üzerinde 50 Türk lirası yazıyor olabilir ama bu bize ait değil. Kime bu ait biliyor musunuz? ‘Hard Currency’ diye bir şey var. Bunu global ülkeler Türkiye’ye borç veriyor. Türk hazinesi bu yabancı parayı borç olarak alıyor ve bunun karşılığında Türkiye parasını basıyor. Bizim paramız o dövizlerin karşılığında basılan paralardır.”
ABD’nin çöküşü dolara bağlı
Milli ekonomi modelinin sadece Türkiye’nin değil ekonomik buhrandan çıkmak isteyen tüm toplumların tek çaresi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş Rusya’dan örnek verdi. Rusya başbakanı Vladimir Putin’in ekonomi danışmanı Prof. Dr. Victor Minin’in düzenlenen Milli Ekonomi Modeli kongrelerinden üçüne katıldığını ifade eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, Rus profesör Minin’le küresel kriz ve ABD üzerine yaptıkları bir konuşmayı ve sonuçlarını şöyle açıkladı: “Siz ABD’nin batmasını istiyorsanız -evet istiyoruz dedi- o zaman yapacağınız iş, milli paraları öne çıkaracak, doların dolaşımını kısıtlı hale getireceksiniz. Yani dolar Rusya’da, Çin’de ve Hindistan’da dolaşımda olmayacak. Ona beş on tane ülke saydım. Bu ülkelerde doları tedavülde devreden çıkartırsanız ve o ülkelerin milli paralarıyla ihracat ve ithalat yapmayı mecbur hale getirirseniz, dünya bunlara bakar, bu uygulama hayata geçer. Ondan sonra bakarsınız ki bir anda ABD’nin yıldızı sönmüştür. Rusya’ya döndüler ve bu konuşmadan bir hafta sonra Rusya Çin’le anlaştı. Dediler ki, bundan sonra ticaretimiz milli paralarımızla olacak. Biz sizden mal aldığımızda size Çin parası vereceğiz. Siz bizden mal aldığınızda bize Rus rublesi vereceksiniz. Analaşmanın içerisine Hindistan’ı da dahil ettiler. Şu anda Rusya merkezli dünya hayata geçirmeye başladı. Ulusal paraları ön plana geçecek ve doların ipini çekecekler. Eğer dolar çökerse ABD’nin de hayatı sona erer. O zaman ABD’nin dediği dedik olmayacak.”
DELİORMANLI..
DİLİ KATRAN
Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne inanmış, toplumun milli ve manevi değerleri ile Anayasa’nın Genel Esaslar kısmında yer alan ilkelere, demokratik kurallara ve kişi haklarına uygun olarak yüce milletimizin birlik ve beraberliği için ilmi fikri ve siyasi mücadele veren, devletinin ve milletinin menfaatlerini öne alan bir yaklaşım ile çözümler üreten bir bilim adamı ve siyasi liderdir. Prof. Dr. Baş birçok Uluslararası kurum ve kuruluş tarafından, bilime, ekonomiye, insan haklarına, dünya barışına ve iletişime bulunduğu katkılardan dolayı pek çok ödüller ile taltif edilen, tüm dünyaca tanınan seçkin bir şahsiyettir. Aynı zamanda ‘Milli Ekonomi Modeli’ “Sosyal Devlet Milli Devlet” adlı bilimsel tezleriyle, ekonomi alanında, sahasının uzmanı ekonomistler tarafından Nobel ödülüne aday gösterilen ve bütün dünyanın kabul ettiği ünlü bir ekonomisttir.
Müslümanlar birbirini yıkayan iki el gibidirler. Gel gör ki Müslüman geçinen bir takım zevat haddini aşmakta pervasızca dine,devlete ve bunun gerçek sahibine müteaddid defalar saldırmaktadırlar.Saldırının da bir edebi ve mesneti olması gerekirken yaptıkları iftiradan öteye geçememektedir.
Dinlerarası Diyalog sürecinden sonra hedef değiştirip, hedef tahtasına adeta Prof.Dr. Haydar BAŞ'ı oturtmaya çalışmaktadırlar.Bu yayın kuruluşlarının muhafazakar kesimi temsil ettiğine kesinlikle inanmıyoruz.Zira bunlar evrimlerini tamamlayarak ABD'nin Ilımlı İslam kanadının temsilcisi haline gelmişlerdir. Dili Katran da Ergenekonculardan bahsederken "Bizim ılımlıların içinde varlar," diyerek şecaat arz ederken,sirkatini söylemektedir..
Dimağı meşgul, aklı ve fikri karışık , beynini kiralamak zor iş olsa gerek... Yazısının ilk bölümlerini alın son bölünleriyle karşılaştırın. İlköğretim de eğitim gören suç işlemiş çocukların savunmasına benziyor. Kendi işlediği suçları başkasının üzerine yıkmaya çalışırken kendini ele veriyor akabinde de suçu işleyene hakaret eder gibi bir tavır içerisine giriyor.
Kişi kendinden bilir işi.Bu veciz söz bu makalenin kilit cümlesi...
Kuran okuyup, cumartesi günleri Havra da ayin yöneten Hahamlar,Kiliselerin bodrumlarında risale okuyan papazlar nurculuk dininin, ılımlı İslam projesinin mümessilidirler.Haydar Hoca ile birlikte olanın kilisede havrada işi ne ? Dimağlara üç hak din inancını, çifte dinliliği aşılayanlar sizlersiniz.
Lawrence'nin de sizin de üstlendiğiniz misyon aynı...Lawrence'nin de amacı bu milletin itikadıyla oynamaktı sizinde.Diyor ki herkesten şüphelenmeyin ama aramızda binlerce Lawrencelar var.Hedef saptırıyor.Kimden şüphelenmeyelim ? Mesela senden mi ? Sen korkma eğer senin yazdıklarını kaale alacak kadar ferasetsizler varsa kesinlikle senden şüphelenmek akıllarının ucuna bile gelmez.
Beyinlerin fahişeleşmesi çok daha kötü bir olaydır.Hele basın mensuplarında bu olay vücut bulursa medya maymununa döner insan...Söylemleri arasında uçurum oluşur.Sonra da nasıl kıvıracaklarını şaşırırlar.Daha rezil bir haldir.
Adı geçen makalede “Sakın aklınızı kiraya vermeyin, söylentilere kanmayın. Dedikodu, iftira ve gıybetten sakının, fasıklar size bir haber getirdiklerinde ihtiyad edin! Fitne zamanıdır.” Diyen yazarın kendisi bir duyumla hareket etmekte, ortaya herhangi bir delil veya belge koyamamakta, söylentiye göre hareket etmekte, iftira ve gıybet etmekte, mesnetsiz bir iddiayı milyonlarla paylaşmaktadır. İddia ettiği ve salık verdiği hakikatlerin hiçbirini kendisi yaşamamaktadır. Bumerang misali yazısı şahsını ihbar etmektedir.Tabi ki akıl sahibi olanlar ve düşünenler için. Başfitneci kendisidir. Bukalemun karakteri ile Müslüman gibi görünüp Müslüman’a saldırmaktadır
Prof. Dr.Haydar Baş’ı gölgelemeye ve karalamaya çalışanlar, hakikatte Türk Milletinin milli uyanışına, bilinçlenmesine sekte vurmaya çalışmaktadırlar. Çünkü Prof. Dr. Baş’ın tüm hayatı ve mesaisi, devletin–milletiyle bölünmez bütünlüğünü sağlamak, devletimizin, milletimizin başına örülmeye çalışılan tuzakları deşifre etmek, mukaddes vatanımızın ecnebilere satılmasına engel olmak, gönderden bayrağımızın inmemesini temin etmek, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletimizin ilelebet payidar kalması için milli çözümler üretmekle geçmiştir, geçmektedir.
Burak Evci--DELİORMANLI...
SOSYAL DEVLET-MİLLİ DEVLET
"İktisat teorisi, istatistik, matematik ve enformasyonun gerçek sentezi olan çalışmasıyla Profesör Haydar Baş’a da bir Nobel ödülü gerekecektir. Bunda milli sistemi ve modeli mühim rol oynayacaktır."
Prof.Dr. Goulnur BALTONOVA
Kazan Devlet Üniversitesi
Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi; ve yine ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olmasının yanı sıra iç ve dış harcamalarını borçlanmadan temin edebilmesinin formülüdür. Bu yönüyle Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin ve milletlerin kalkınmasının ve ekonomik bağımsızlığının tek yoludur.
Eseri okumak için : Milli Ekonomi Modeli tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız.
Sosyal Devlet / Milli Devlet'in "vatandaşlık maaşı projesi" başta olmak üzere ve Sosyal Devlet projeleriyle bizim yapmak istediğimiz, "millet için devlet" anlayışının yeniden hayata geçirilmesidir.
Milli Devleti, diğer sistemlerle kıyaslanamayacak kadar farklı bir noktaya taşıyan, tezin gayesine ve merkezine insanın konulmasıdır. Bu tez, Türk medeniyetinin bütün insanlığa hediyesidir.
Eseri okumak için : Sosyal Devlet Milli Devlet tezini online olarak okumak için tıklayınız.
Akademisyenler : Tezi değerlendiren akademisyenlerin tebliğlerini okumak için tıklayınız
|
DELİORMANLI...
- The best bloopers are a click away
PROF. DR. HAYDAR BAŞ : ''OBAMA TİYATRO OYNUYOR...''
A.B.D. Başkanı Obama'nın Mısır'dan İslam dünyasına seslendiği, 'ESSELAMUALEYKÜM'le başlayan konuşmasını değerlendiren Prof. Dr. Haydar BAŞ ''OBAMA'NIN YAPTIĞI TİYATRODAN İBARETTİR; hiledir, yanlıştır ve yalandır.'' dedi.
Prof. Dr. Haydar BAŞ, ABD Başkanı Barack Obama'nın
MISIR'dan İSLAM DÜNYASIna seslendiği, 'ESSELAMUALEYKÜM'le başlayıp, ''Çocukluğumda EZAN sesiyle uyanırdım...''
şeklinde devam eden konuşmasını değerlendirdi.
Bu yeni taktikle hedefin, İslam dünyasının A.B.D.'ye karşı olan
refleksinin yok edilmek olduğunu ifade eden
Prof. Dr. Haydar BAŞ, bu ülkenin hali hazırda
AFGANİSTAN ve PAKİSTAN'da yaptığı saldırıları hatırlattı.
YAPILANLAR HİLE VE YALAN...
MISIR'daki konuşmasına 'ESSELAMU ALEYKÜM' sözüyle başlayan
Obama’nın yaptığının tiyatrodan ibaret olduğunu söyleyen
Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Demezler mi adama ki: MADEM SENİN DEDİKLERİN DOĞRUDUR; NEDEN SEN MÜSLÜMAN OLMADIN? 'ŞÜPHESİZ Kİ, ALLAH ÜÇÜN ÜÇÜNCÜSÜDÜR DİYENLER KAFİR OLMIŞTUR' diyor CENAB-I HAKK.
'Allah üçün üçüncüsüdür' diye kimler diyor?: Hıristiyanlar...
Obama hangi dine mensuptur?: Hıristiyanlık...
O zaman Obama'nın yaptığı TİYATROdan ibarettir, hiledir, yanlıştır ve yalandır. Bunlarla Müslümanları kandırmanın bir alemi yok ki.''
Prof. Dr. Haydar BAŞ, A.B.D. Başkanı'nın MISIR
konuşmasındaki sözlerinin, çok önemli bir proje kapsamında ifade edilmiş
olduğuna işaret etti. Prof. Dr. Haydar BAŞ şunları söyledi:
''Obama'nın böyle ifadeler kullanmasının manası: İslam dünyası BİZİM YAPTIKLARIMIZDAN ETKİLENMESİN, BİZE KARŞI ÇIKMASIN, HAREKETLERİMİZE MANİ OLMASIN, BİZE HOŞ BAKSIN, İYİ DESİN,
GÜZEL DESİN ve kendi içinden biz bunları yok edelim ve işgal edelimdir. Obama’nın sözlerini mantığı budur. Bu bir projedir.
Bu projenin içinde İSLAM DÜNYASININ İMHASI vardır, İLHAKI vardır.''
BATILILARDA MERHAMETE YER YOK...
Bu sözlerin ardından AFGANİSTAN ve PAKİSTAN'da A.B.D.'nin gerçekleştirdiği vahşi saldırıları hatırlatan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar BAŞ şunları söyledi: ''Peki, madem, bu batılıların medeniyetinde bu kadar merhamet var, şu andaki Afganistan'ın hali nedir?
Obama Mısır’da bu sözleri ifade ettiği gün Afganistan’da bir sürü olaylar oldu.''
MİLLET DE, SİYASET DE AYIKMALI...
Eski adı, 'DİNLERARASI DİYALOG' yeni adı, 'MEDENİYETLER İTTİFAKI' olan projeye de dikkat çeken BTP Genel Başkanı, Türkiye’nin Müslüman kimliğinden dolayı Avrupa Birliğine kabul edilmediğini ifade ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: ''Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz buyuruyor ki; 'Ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki, Hıristiyanlar kiler deliğine girse, fare deliğine girse ümmetim o deliğe girmeye çalışacak.' Öyle değil mi şimdi? Yahu adamlar seni kabul etmiyorlar. Kabul etmez. Bu bir kanundur. Aklını başına devşirsene. Milletin de bu noktada uyanması lazım siyasetin de.''..DELİORMANLI
EKONOMİK İDEOLOJİ
Her felâketin, her belânın terbiye edici, düşündürücü, yeni ufuklar açıcı bir tarafı bulunabilir. Küresel ekonomik krizde de böyle olmuştur. Bu kriz olmasaydı, birçok kimse liberalizmi, daha geniş anlamda Batılı ekonomik modelleri tartışmayacaktı. Nitekim tartışmıyorlardı. Temelleri sakat, kuralları tutarsız, birçok sorun karşısında çözümsüz ve çaresiz kalan bu modeller, kesin doğrular gibi kabul görüyorlardı. Şimdi ise sadece Batılı ekonomi modelleri değil, topyekün Batı medeniyeti tartışılıyor. Tartışanlar arasında o medeniyetin asıl sahipleri de var. İşte, işin ilginç ve önemli yanı burası. Küresel kriz sebebiyle Batılı ekonomistler, yazarlar, siyaset, bilim ve işadamları fikir beyan ettiler, halen de ediyorlar.
Beyan edilen fikirler içerisinde en dikkat çekici ünlü milyarder James Goldsmith’inki oldu. Goldsmith şöyle diyor: “Tamamen değişen şartlara rağmen benimsemiş olduğu ekonomik ideolojinin geçerliliğini sorgulamayan medeniyetin kendi kendini yok etmesini seyretmek, ne kadar da şaşırtıcı bir şey”. Demek ki, bugüne kadar Batıda uygulanan ve dünyaya dayatılan ekonomi modelleri bilimsel ve evrensel gerçekler değilmiş, ekonomik ideolojilermiş. Dahası, Batı medeniyeti bunların üzerine bina edilmiş. Eğer bunlar çökerse –ki çöküyor- o zaman Batı medeniyeti de çökecektir. Burada akla şu soru gelebilir: “Peki, ideolojiler bilimsel ve evrensel değil mi?”. Hemen cevap verelim. Değil, ideolojiler, Batı dünyasında belli bir sınıfın, özellikle de egemen, sömürücü sınıfın gerçeğidir. Bu anlaşılınca Batılılar, ideolojileri bilimsel kılıflara soktular ve ardından da “ideolojiler öldü” diyerek toplumları kandırmaya çalıştılar, büyük oranda da kandırdılar.
Rahmetli Cemil Meriç, bu konuda şunları söyler: “İdeolojilerin zevali nazariyesi, dünyamızdaki ilerleme hamlelerini durdurmak için başvurulan son hile belki de. Kimse toplum yapısını değişiştirmeye kalkmasın diye, babadan kalma tutucu ideoloji yepyeni bir hüviyetle sahneye çıkarılmaktadır. Filhakika kalabalıkların ideolojilerden soğuması, kurulu düzenin çok işine gelmektedir ve tevekküle götüren bir soğuma. Tenkit zihniyetini boğan bir ruh iklimi geliştirmektedir”. (Bkz. Kırk Ambar, c.2, s. 299-300). Goldsmith’in sözleri, bu gerçeğin itirafı mahiyetindedir. Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu söyleyen Batılı yalnız Goldsmith değil. Aklı başında olan her Batılı bunun farkındadır. Bunlardan biri de BM İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi Jean Ziegler’dir. Ziegler, küresel ekonomik krizin bir ‘medeniyet krizi’ olduğunu söylüyor.
Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu, küresel kriz çıkmadan, yıllar önce de söyleyenler vardı. Meselâ, Fransız filozof Rene Guenon, Batı medeniyetinin sürekli kriz doğurduğunu ve çökeceğini haber verenlerdendir. Geunon, “Çağdaş Dünyanın Bunalımı” adlı eserinde şöyle diyor: “Bitecek olan bugünkü şekliyle Batı medeniyetidir. Batı medeniyetini dünyanın bütünü sayanlar, onun için kıyamet kopacakmış gibi telâşa düşüyorlar. Aslında bir devrin sonu bu, daha doğrusu kozmik bir devrenin. Mazide kavimler, ırklar, medeniyetler silinmiş tarih sahnesinden, silinecek de. Ne var ki, bu defaki kapsamlı, etkilerini bütün dünyaya hissettirecek bir değişiklik” (A.g.e., c.2, s. 443). Batı medeniyetin yıkılmasıyla, dünya yıkılmaz. Bir medeniyetin yıkılması, yeni bir medeniyetin müjdecisidir. İyi de, bu medeniyet hangi medeniyet olabilir? Bu soruya cevap verebilmek için tekrar Goldsmith’in sözüne dönmek gerekir. Goldsmith’e göre, Batı medeniyetinin temeli, geçerliliğini yitirmiş ekonomik ideoloji değil miydi? O halde yeni medeniyetin müjdecisi, bilimsel gerçeklere dayanan yeni bir ekonomi modeli olmalıdır. Bu da, ‘Milli Ekonomi Modeli’ adıyla ortaya konulan modeldir. Gerçekten krizden çıkmak, krizi fırsata dönüştürmek isteniliyorsa, tek çare ‘Milli Ekonomi Modeli’ni uygulamaktır. Gerisi, bataklıkta debelenmektir.
EKONOMİK TERÖR ÖRGÜTLERİ:Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF… gibi uluslararası kuruluşları, ‘Ekonomik Terör Örgütleri’ olarak nitelendirenlerin sayıları her geçen gün artıyor. Diyeceksiniz ki, “bu kuruluşlarda çalışan binlerce eleman var. Politikalarını savunan ve uygulayan hükümetler var. Peki, onları nasıl adlandıracağız?”. Söz konusu kuruluşlarda çalışmış bazı kişiler, itirafta bulunuyor ve yaptıkları işin, ‘Ekonomik Teröristlik’ veya ‘Ekonomik Tetikçilik’ olduğunu söylüyorlar. Ekonomik teröristlik kavramı, ülkemizde de tartışma konusu oldu. TİM Başkanı Oğuz Satıcı, “yapacağımız çalışmalarla ekonomik terör ortamını önlemek istiyoruz” dedi. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz bu eleştiriye, “ekonomik terörist değiliz” diyerek cevap verdi. Bu tartışma şunu gösteriyor: Demek ki, kimilerine göre, ekonomik terör örgütlerinin politikalarını uygulayanlar, ekonomik terörist tanımına dahildir. Aslında, adam öldüren, suikast ve katliam yapan, şiddete başvurun teröristlerle, ekonomik teröristlerin yaptıkları arasında temelde ve amaçta bir farklılık yoktur. Dünyada, her gün 24 bin insanın açlıktan ölmesine sebep olan ekonomik teröristlerin, silâhla insan öldüren teröristlerden farkı var mı? Tek fark şudur: Birisi silâhla, diğeri aç bırakarak öldürüyor. Ama sonuç aynı. Her ikisi de öldürüyor.
Ekonomik terör örgütleri ve ekonomik teröristler, yaptıklarını açıklık içerisinde gizliyorlar. Daha doğrusu, yardım yapma rolü oynuyorlar. Görünüşte, sahiden yardım da yapıyorlar. Ama karşılığında bazı politikalar dayatıyorlar. Meselâ, borçlanmaya ve dışa açılmaya dayalı ekonomi politikaları gibi. Bu politikaları benimseyen ülkelerin, borçları ve bağımlılıkları artıyor. Birkaç örnek sunalım: Gana, 2002 yılında IMF ile anlaştı. IMF, bilinen politikalarını dayattı. Tarım ve sanayide devlet desteğini kaldır. Kamu harcamalarını kıs. Yatırım yapma. Gümrük duvarlarını yık, ithalatı kolaylaştır. Devlet kuruluşlarındaki memur ve işçi sayısını azalt. Özelleştirmeye devam et. Gana, denilenleri yaptı. Avrupa Birliği’nden gelen ithal mallar Gana’yı istilâ etti. Ganalı çiftçiler, ekemez, dikemez, biçemez duruma düştüler. Sözün özü, aç kaldılar. IMF, Zambia’ya da aynı oyunu oynadı. Zambia’ya yerel giyim sanayiyi korumaya yönelik gümrük vergilerini kaldırttı. Zambia, ucuz, kalitesiz tekstil ürünleriyle doldu taştı. Haliyle yerli firmalar üretimi terk etti. Peru’da da aynısı oldu. IMF, Peru’ya hububat üzerindeki gümrük vergilerini aşağı çektirdi. Tabii olarak, Peru çiftçisi, yılda 40 milyar dolarlık destek alan ABD çiftçisiyle rekabet edemedi. Peru borçlandırıldı, borcunu ödemek için bakır ve fosfat madenlerinin işletmesini yabancılara devretmek zorunda kaldı.
IMF ile anlaşan ve IMF programlarını uygulayan ülkelerin durumu hep böyle olur. Bu inkâr edilemez gerçek ortada iken, birileri çıkıyor, “IMF ile anlaşmanın ülkemize güven ve güç getireceğini” söyleyebiliyor. Gerçeğin, bu kadar ters yüz edilmesi insanı şaşırtıyor. Halbuki güvenli ve güçlü hiçbir ülke IMF ile anlaşmaz, IMF programlarına asla iltifat etmez. Doug Henwood, bunu şöyle anlatıyor: “Birleşik Devletler, sıradan bir ülke olsa, yapısal ayarlamanın en birincil adayı olurdu. Kendi servetimizin çok ötesinde bir yaşam sürüyoruz, muazzam ve gittikçe daha da büyüyen dış borçlarımız var, devasa bir bütçe açığına sahibiz ve hükümetler bu konuda bir şeyler yapmaya en ufak bir ilgi göstermiyor. Birleşik Devletler eğer sıradan bir ülke olsaydı, IMF kapımızda belirir ve ekonomik durgunluk yaratmamızı, dış hesapları dengelememizi, daha az tüketmemizi, daha fazla yatırım ve tasarruf yapmamızı isterdi bizden. Ama Birleşik Devletler bildiğimiz Birleşik Devletler olduğundan böyle bir şey elbette ki gerçekleşmeyecek. O reçete bizim için değilse, başkaları için nasıl oluyor da o kadar şifa verici kabul ediliyor” (Bkz. Steve Hiatt, Küresel Kriz ve Büyük Resim, s. 36-37). Bir yabancının, bu itirafları karşısında duralım ve düşünelim. “IMF bağımlısı olmak, ayrılmayı göze alamamak, neyi ortaya koyuyor? Acaba, bu kişiler, farkında olmadan ekonomik teröristlik mi yapıyorlar? İşte, tartışılması gereken en temel sorunlarımızdan birisi de budur. Bu ve bunun gibi birçok temel sorunun, temel çözümü ‘Milli Ekonomi Modeli’nde. Ama görecek göz gerek.
DELİORMANLI…. ( http://tunalim17btp.socialgo.com/home.html )
BİZİM BAŞBAKANIMIZ GARİP ADAMDIR..
Bizim Başbakanımız garip bir adamdır:
“ İsrail devlet terörü uyguluyor” diyerek İsrail’i terörist ilan eder, sonra da aynı terörist devletin terörist faaliyetlerini daha güzel yapması için ihtiyaç duyduğu finansmana destek olarak altın tepsi içinde vatan toprağı ikram eder.
Bizim Başbakanımız garip bir adamdır:
Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına “Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye meydan okur, ardından adam öldürme sanatını büyük bir ustalıkla uygulayan İsrail’e, Başbakanı olduğu ülkenin sınırını teslim etmek için ülkeyi birbirine katar.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Ömrünün büyük bir bölümünü Siyonist sermayenin aleyhine konuşmalar yapmakla geçirir, ama son döneminde “paranın dini imanı yoktur” diyerek Siyonist sermayenin Türkiye’de hükümranlık kurmasına destek verir.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Kendi partisine oy veren Hataylı köylüler “Bizim de toprağa ihtiyacımız vardır, ne olur mayınlardan temizlenen araziyi bize verin, bizi fukaralıktan kurtarın” diye yalvarırken o, İsrail çiftçisinin fukaralıktan kurtulması için sınır toprağını İsrail’e verme hazırlığı içindedir.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Bir Başbakan olarak kendi köylüsünü “efendi, ağa, toprak sahibi” yapması gerekirken onlara “Buraları İsrail alırsa İzaklar çalışmayacak, Ahmetler, Mehmetler çalışacak” diye seslenir ve “Yeni ağanız İsrail’dir. Artık onun ırgatısınız!” demeye getirir.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir devlet (Afrika ve kabile devletleri dahil), hudut bölgelerini yabancı yatırım adı altında “patates, domates üretecekler, organik tarım yapacaklar” gibi saçma sapan gerekçelerle yabancılara devretmez, bizim başbakanımız bu “muazzam!” icraatını “para cıva gibidir!” gibi “çağlar üstü!” bahanelerle kamuoyuna izah etmeye çalışır.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
En önemli özelliklerinden birinin gür sesiyle şiir okumak olduğunun bilinmesiyle övünür. Bir yandan, İstiklal Marşı’nın “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/ Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” dizelerini okur öbür yandan o serhat boylarını İsrail’e vermekle gurur duyar.
Bizim “ dindar!” Başbakanımız garip bir adamdır:
Milli Güvenlik Kurulu’nda karşı karşıya oturduğu generallere “ filan parti başkanı tarikatçıdır ,dindardır, sakallıdır, niye onun üzerine gitmiyorsunuz” diyerek “bir Müslüman siyasetçiyi” şikayet eder, sonra da Yahudi İsrail’e 650 bin dönüm vatan toprağını 44 yıllığına hediye etmekte beis görmez.
BAK HACIM!..Uzun zamandan beri etkisinde yaşadığın papaz büyülerinden ötürü ve duman altı olduğun kilise tütsülerinden dolayı geldiğin–getirildiğin vahim noktayı anlamakta zorlanıyorsun.
Yarım asrı aşkın bir süredir senden “hizmet–himmet” diyerek para alan, adam yetiştiriyoruz diye caka satan kadronun bekledikleri adamları çoktan yetişmiştir. Bugün devletin her kademesinde, her köşe başında onların adamları vardır, yani senin paralarınla yetiştirilen adamlar…
İşte o adamların yönetmekte olduğu canım ülkemden her gün yürek burkan haberlerle sarsılıyoruz.
İşini–aşını kaybetmekten ötürü, borç batağına saplanmaktan ötürü cinnet geçiren ve aile katliamlarına imza atan katiller sayısı her gün artıyor.
Ecnebi cephelerinden gelen her emri baş tacı yapıp hemen uygulamaya soktukları için, ecnebi cephelerinden gelen bütün emirler de milletimizi kul–köle yapmaya yönelik olduğu için her geçen gün dik duruşunu kaybeden bir millet olma yolunda çok hızlı ilerliyoruz.
Bak hacım!
Senin paralarınla yetiştirilen adamların yönettiği canım ülkemden acılar ve sancılar hiç eksik olmuyor.
Bak hacım! Çeyrek asırdan beri bu milletin gencecik fidanlarını, sırf vatanı, sırf bayrağı, sırf namusu bekledikleri için acımasızca kurşunlayan alçaklar devletle masaya oturma aşamasına gelmişlerdir–getirilmişlerdir.
Dünün bebek katilleri bugün devlete emirler yağdırma noktasına gelmiştir ve emirleri sözcüleri tarafından meclis kürsüsünden ilan edilmektedir.
“Hizmet–himmet” diyerek topladığınız paralarla yetiştirilen adamlar, küresel güçlere teslim olmaya ayarlı yetiştirildiği için, okyanus ötesinden gelen emirlerin yerine getirilmesini takip etmektedirler. Hatta küresel eşkıyaların emirlerini tatbik noktasında yarışmaktadırlar.
Onların lügatında en başarılı adam, en başarılı yönetici, vatan ve millet düşmanları tarafından dayatılan sinsi planları millete en kolay hazmettiren adamdır.
Mayınlı arazileri temizleme meselesinde sergilenen yırtınmaları iyi takip etti isen fazla söze hacet yoktur. Ama hacım, senin paralarınla yetiştirilen ve bu “hizmetin” medya kısmında görev alan kalem ve kelam sahipleri de okyanus ötesinin yorumlarını sizlere hazmettirmekle görevli oldukları için sizin günleriniz de hazmetmekle geçiyor.
Bak hacım!
Gelinen nokta oldukça vahim ve bu eser sizin eseriniz.
Bilmem aklınızda mı bu toprağın bir de altı var, hesap var, kitap var…
Y.mesaj---TUNALIM...
BİZ BALKAN TÜRKLERİYİZ...
BİZ
1354 yılından itibaren Osmanlı Türk İmparatorluğunun Trakya ve Balkanları fethetmesiyle birlikte Anadolu'dan rasgele değil yedi-göbek Türk aileler arasından özenle seçerek getirip, oraya yerleştirdiği
EVLÂD-I FATİHAN'ız...
Biz,
1877-1878’de doksan üç harbi de denilen, savaşta Plevne Müdafaası’nın ko-mutanı şanı büyük GAZİ OSMAN PAŞA’nın yolunda O’nun azim ve kararlılığında olduğumuzu defalarca ispat etmiş olan
BALKAN TURKLERİYİZ.
Biz,
1913’de, Anadolu’daki Millî Mücadele’den önce, Bulgar çetecilere karşı kurduğu millî kuvvetlere KUVA-YI MİLLÎYE ismini veren ve bu ifadeyi ilk defa kullanan Batı
TRAKYA TURKLERİYİZ.
Biz,
1913’de Anadolu’da yedi bin yıllık Türk tarihinde ilk muhtar Türk Cumhuriyeti olan BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ’ni kuran istiklâl aşığı kahraman Türk Cumhuriyetçilerinin torunlarıyız. Biz, 1914’de, Cihan harbinde batılı emperya-listlere karşı “Cihad-ı ekber” ilan edildiğinde on binlerce gencinin Bulgar hududunu geçerek Osmanlı Türk ordusunda gönüllü olarak görev aldığı
RODOP TÜRKLERİYİZ.
Biz,
19 Mayıs 1919’da M. KEMAL ATATÜRK’ün Samsun’a ayak basmasıyla baş-layıp, Türk egemenliğinin 24 Temmuz 1923’de Lozan’da bütün dünyaca kabul edilişine kadar geçen döneme adını veren Türk Kurtuluş Savaşı’nın, tümen ve daha üst derece komutanlarının yüzde yetmişinin doğum yerleri olmasıyla iftihar ettiğimiz
RUMELİ TÜRKLERİYİZ...
Biz,
1923’den sonra Büyük Atatürk’ün “Oraları özbeöz Türk toprağıdır, ileride Tür-kiye Cumhuriyeti’nin Tuna Vilâyeti olacaktır!” diyerek göçlerine ve mübadelelerine izin vermedigi
TUNA TÜRKLERİYİZ.
Biz,
1984’de Bulgaristan’daki komünist yönetimin Bulgarlaştırmak istemesi üzerine, her türlü hakkını savunmak üzere mücadele eden, dinini ve milliyetini terk etmeyen, Türk Dünyası’nın ayrılmaz parçası
Bulgaristan Türkleriyiz.
Nihayet Biz,
Anavatana gelip yerleştikten sonra, kimseden bir şey dilenmeyen, çalışkan, üretken, Türkiye'mizin tüm yasalarına sadakatla bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinden yana
TURK OGLU TURKLERİZ.. DELİORMANLI...
TERÖRÜN PANZEHİRİ BABA DEVLETTİR
| Diyarbakır’da 9 askerimizin şehit edilmesi üzerine açıklama yapan Prof. Dr. Baş: “AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasalar terörü azdırıp bu noktaya getirmiştir”
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde teröristlerin hain pususu sonucu 9 Mehmetçiğimizin dün şehit edilmesi üzerine açıklama yapan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve şehitlerin ailelerine baş sağlığı diledi. Türkiye üzerinde oynanan küresel oyunlara dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyledi.. Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan bir an önce kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, terörün kökünün kazınması için “Baba Devlet” anlayışının hataya geçmesi gerektiğini konuşmasında dile getirdi.
Terörün destekçileri görülmeli
Konuşmasında, “PKK tetikçi, tamam ama azmettirici, tetiği çektiren kim? Türkiye’nin güneyinde devlet kurduran irade hangisi? Bunlarla işbirliği yapanlar kimler?” diye soran BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, BOP projesinin temel amacını açıkladı. “BOP’un asıl hedeflerinden birinin bölgede Kürt devleti kurulması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baş, “Bunu Kürt halkı mı istiyor? Hayır… Onların ilgisi yok… Batılı güçlerin asıl amacı 1980’dan önce yaptıkları gibi Türkiye’de iç savaşmak çıkartmaktır” dedi. Terörün kaynağının dışarıda olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Birileri bu topraklar üzerinde yaşayan insanları buradan çıkartmak istiyor. Niçin? “Biz bu topraklarda yaşayan insanları buradan çıkaracağız ve buraları kendimize vatan yapacağız” diyor. Bir tanesinin niyeti bu. Diğerinin niyeti ne? Bu coğrafyada senin rahatın olmaması lazım ki, iki yakan bir araya gelmesin ve kendisi için beklediği tehdit unsuru olmasın.”
Hedefte devlet ve millet var
“Bu topraklarda gözü olanlar bizi birbirimize düşürmek istiyor” diyen Prof. Dr. Haydar Baş sinsi planın nasıl uygulandığını da tüm ayrıntılarıyla anlattı. Prof. Baş yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yuvalanan misyonerlerin fitne tohumları ekerek bu bölücülük ve ayrımcılığı körüklediğine dikkat çektiği konuşmasında, “Bu tohumlar milleti bölme, parçalama ve de bu milleti birbirine düşürme tohumlarıdır” dedi. AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Demokrasi havarisi geçinenler bilsinler ki, bu yutturmacaları millet asla yutmaz. Burada hedef yüce Türk milletidir, Türk toplumudur, devletidir ve coğrafyasıdır. Aklımızı başımıza devşirelim.”
Fakirlik terörü besliyor
Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “insanlar kendi memleketlerinde geçimlerini sağlayabilmeli” şeklinde konuştu. “İnsanımız gidip de parayı sadece İstanbul’da kazanmayacak veya Ankara’da kazanmayacak. Nerede kazanacak? Diyarbakır’da da kazanacak, Muş’ta da, Antep’te de kazanacak” diyen Prof. Dr. Baş, “İşte devlet, bu imkânları vatandaşının önüne koyabilen güçtür. Bunu yapabilen adama ne denir? Devlet adamı ve siyaset adamı denir. Bunu yapamayan adama da hiç bir şey denmez” şeklinde konuştu.
Terörün panzehiri baba devlettir
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu icraatların Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan sosyal devlet projeleriyle hayata geçebileceğini ifade etti. BTP iktidarı döneminde vatandaşlık maaşı, ev hanımlarına maaş ve çocuk maaşı gibi projelerin devreye koyulacağını ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, “bu şekilde devlet baba olacak ve evlatlarını dağa çıkarmayacak” dedi. “Biz inşallah, gücü kuvveti milletimizle beraber elimizde bulundurduğumuz gün göreceğiz ve göreceksiniz ki, bütün bunlar hükümsüz kalacak” şeklinde konuşan Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Bizim derdimiz vatan, millet ve devlettir. Bunu korumaya mecburuz. Niye? Bak benim oğlum ölüyor.. Senin kardeşin ölüyor. Onun torunu şehit oluyor. Biz bunu önümüze koyup tartışmazsak, yapılması gerekenlere yapmaya teşebbüs etmezsek, yeminle konuşuyorum Allah belamızı verir. Bu vatan öyle kolay kolay bize hediye edilmedi.”
Terörü söküp atacağız
BTP’nin ortaya koyduğu plan ve projelerle ülkeyi düze çıkaracaklarını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, BTP iktidarında her Türk vatandaşına verilecek vatandaşlık maaşıyla ‘Bu ülkeden terörü ve anarşiyi de biz söküp atacağız’ diye konuştu. BTP Genel Başkanı şunları kaydetti: “Ben Türk vatandaşıyım diyen herkes vatandaşlık maaşı alacak. Dağa çıkan eşkıya bu parayı almak için şehre inip, ‘Ben Türk vatandaşıyım’ der mi demez mi? İşte terör böyle çözülür. Terörü çözmek istiyorsan eşkıyayı aşağı indirip adam edeceksin. Eğitip, cebine para koyacaksın, sırtını giydireceksin. Türkoğlu Türk yapacaksın. Bunu yapacak olan sadece ve sadece BTP iradesidir.”
|
(STATE TERRORISM is the antidote BABA)
9 soldiers in Diyarbakir to comment on our martyrs who Prof. Dr. Per: “EU integration and more democracy is not well off and to this point the law has brought terror”
Diyarbakir’s Lice district, as a result of the terrorist ambush of the traitor to be a martyr comment on yesterday’s 9 Mehmetçik the Independent Turkey Party (BTP) General Chair Prof.. Dr. Haydar Baş, head of the Turkish Armed Forces and their families health şehit wished. Drawn attention to the global game played on Turkey Prof. Dr. Haydar Baş, EU integration and more democracy in the interests of the law had brought terrorism to this point and said less .. Of the economic hardship of the citizens in terror, and therefore all of the citizens are fed hunger, poverty and a need to be rescued as soon pointed out that the BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Baş, starving the roots of terrorism, the “father state” approach is needed to move to the error was expressed in speech.
Supporters of terrorism should be seen
Speaking of “hit the PKK, okay, but before the fact’s, who is pulling the trigger? Turkey to the south of the state to establish what will? Who cooperate with them? “Asked the BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Haydar Baş, the BOP has the main purpose of the project. “Bop’s actually one of the goals is the establishment of Kurdish state in the region underlines Prof.. Dr. Head, “Do I want the Kurdish people? No … They had nothing to do with … The main goal of Western powers such as Turkey in the civil war 1980′dan ago to remove, “he said. The source said that the terror out of the General Chairman of the BTP said: “Someone on this land, people here would like to remove. Why? “We live in this land and the people going out of here in our own homeland where we will do,” he says. One of the intentions. What other’s intentions? You should not be comfortable in this part of that, both ends of a call and they wait for you to come to the element can be threatened. ”
Target has the state and nation
“This land is in the eye that wants to reduce us to each other” said the Professor. Dr. How insidious plan that has been applied Haydar Baş told all the details. Prof. Per year since the East and Southeast regions of the missionaries who nested in the seeds of sedition and added this bölücülük attention to fan discrimination in the speech, “The seeds of the divide the nation, and in parts of this nation are to each other, dropping the seed,” he said. EU integration and more democracy in the interests of the law to this point to say that terrorism and Prof. less. Dr. Per said: “Democracy delayed disciple who would know, never buy this does not hype the nation. Lofty goal here is the Turkish nation, Turkish society, it is the government and geography. Let us devşir our minds. ”
Poverty is feeding terrorism
Of the economic hardship of the citizens in terror, and therefore all of the citizens are fed hunger, poverty and pointed out that need to be recovered from the BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Back to “be able to provide people living in their own country” was in the form. “People go and the money we will not only win in Istanbul or in Ankara will not win. Where will win? Will win in Diyarbakir, Mus in, will win in Antep, “said the Professor. Dr. Head, “That the state, it is difficult to put opportunities in front of citizens. What is man that can do this? Government and politics, man is man. You can not do any thing that man will not be “talked into.
The antidote is the father of terror states
BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Haydar Baş, these acts of the National Business Model project in the state of social life was expressed may be. BTP power of wages in the period of citizenship, such as housewife and wage and salary child will be put into projects that Prof. expression. Dr. Haydar Baş, “will be the father and son in this way the state does not remove the mountain,” he said. “We hopefully, force strength of our nation and together we are going to see the day we will see that all this will be void” as Prof. speaking. Dr. Per said: “Our worry about our homeland, nation and state is. We are obliged to protect it. Why? Look, my son is dying .. Your brother is dead. He is the grandson of the martyr. We do not discuss it and put us, we do not attempt to do that needs to be done, talking with an oath God gives us trouble. This home is not a gift to us so easily. ”
Terror and we will unravel
Revealed that the plans and projects BTP’nin country level, the Professor would be removed. Dr. Haydar Baş, BTP power to grant citizenship to all Turkish citizens to pay ‘terror and anarchy in this country and also we will dismantle’ I was talking. BTP President made the following: “I am a Turkish citizen who says everyone will pay citizenship. The mountain to get this money out thug in the city, ‘I am a Turkish citizen’ does not in der? That terrorism can be solved like this. If you want to resolve the terrorist thug and a man going down. Trained and put money in your pocket, you will be put back. Turkoglu Turk you will. That will do this is only the will BTP. “ TUNALIM….
YİNE AYNI NAKARAT;''ALMAN VATANDAŞI OLUN''
Geçtiğimiz günlerde Başbakan Recep Tayip Erdoğan eski Almanya Başbakanının yaş günü kutlamalarına katılmak için Almanya’ya gitti ve her fırsatta tekrarladığı “Alman vatandaşı olun” çağrısını yine aynı şekilde tekrarladı. “Türkler Alman vatandaşlığına geçmekte tereddüt etmesinler” dedi…
Onun önceden yaptığı çağrıya biz de kendi penceremizden bakarak 12.02.2008 tarihinde;
“Alman ya da Alman Vatandaşı olmak” adlı bir makale yazdık. Makalemizde, bunun sakıncalarını dile getirmiştik. Faydasını umarak bizde tekrar yayınlayalım dedik, ola ki birileri ibret alır..!
Alman ya da Alman Vatandaşı olmak/12.02.2008
Başbakan R.T. Erdoğan’ın Almanya’da yaptığı; “Dili, ırkı, dini, milliyeti bir tarafa bırakıp insanlık ortak paydasında entegre olunuz”
“Buradaki huzurunuz Alman vatandaşlığına entegre olmakla mümkündür”.
Tarihi çağrısı üzerine yapılan yorumlara “asimile ile entegre olmayı birbirine karıştırmayın” şeklinde açıklamalar geldi. Şimdi ben bir Türk vatandaşı olarak önce olaya düz bir mantıkla, TDK sözlüğündeki karşılıklarına bakmak istiyorum. “Asimile”; özümleme, benzeşme. “ Entegre”; bütünleşme, uyum.
Bu iki kelimenin sözlük karşılıkları genel olarak aynı şeylerdir. Vatandaşın anlayacağı; bir kelimenin ıstılahı manasından çok sözlük karşılığıdır. Ha benzeşme, ha uyum; ha özümleme, ha bütünleşme; yani ha İbrahim Halil, ha Halil İbrahim!
Sayın Başbakan; “Alman vatandaşı olunuz” demiş ama asla “Alman olunuz” dememiş.. Bunlar, kelime oyunundan ibaret şeylerdir.
Alman vatandaşı olmakla, Alman olunuz ifadelerinin, neden aynı manaya geldiğini şöyle izah etmek istiyorum;
Şimdi her şeye rağmen Sayın Erdoğan’ın “Alman olun” değil de “Alman vatandaşı olun” demek istediğini varsayalım. Şimdi size aktarmaya çalışacağım bilgilerden sonra öyle şıp deyip Alman vatandaşı da olunmadığını, aslında “Alman vatandaşlığına” evet demekle ister entegrasyona, ister asimilasyona evet denildiğini göreceksiniz;
“01.01.2006 tarihinden itibaren Müslüman ülkelerden gelen Alman vatandaşlığına aday şahıslar, Baden-Württemberg Eyaleti'nde zihniyet ve anayasaya sadakatleri ile ilgili soruları cevaplamakla yükümlü kılındılar. Onlardan bir kaçını aktarayım;
1. “Demokrasi sahip olduğumuz en kötü idare şeklidir, fakat var olanların en iyisi.” Cümlesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
2. Kendinizi kadın doktora (Erkekler için), yoksa bir erkek doktora (kadınlar için) muayene ettirir misiniz?
3. Kızınızın başka inançtan birisiyle evlenmesi ya da istemediğiniz bir mesleği seçmesi durumunda ne yaparsınız?
4. Kızınız ya da eşiniz Almanlar gibi giyinmek istediği zaman ne yaparsınız? Engeller misiniz? Engellerseniz nasıl?
5. Kızınız ya da kız kardeşiniz eve geldi ve cinsel tacize uğradığını söyledi. Anne/baba/kardeş olarak ne yaparsınız?
6. Oğlunuz eşcinsel olduğunu ve başka bir erkekle birlikte yaşamak istediğini söylediğinizde tepkiniz nasıl olur?
7. İş başvurusu yapan kızınıza olumsuz yanıt geldi, ancak kısa bir süre sonra yerine Somali’den gelen siyah bir Afrikalının işe alındığını öğreniyorsunuz. Tavrınız nasıl olur?
Bu sorulara içinizden geçen yanıtları kafanızın bir tarafına ya da bir kağıda yazdıysanız, yanıtlara geçebiliriz.
Birinci soruya “Doğru buluyorum”,
İkinci soruya “Hemcinsim olan bir doktora gitmeyi tercih ederim”,
Üçüncü soruya “Evlatlıktan men ederim”,
Dördüncü soruya “Giyinemez”,
Beşinci soruya “ Taciz edenin kim olduğunu öğrenir, cezalandırılmasını sağlarım”,
Altıncı soruya “Şaşırırım, ne yapacağımı bilmem” ve
Yedinci soruya “Neden kızımın yerine bir Afrikalı siyahın alındığını sorarım” şeklinde ya da benzer yanıtlar verdiyseniz haliniz yaman...”
Alman vatandaşı olmak isteyen zavallı Türkler, Alman vatandaşlığına kabul edilmek için tabi ki verilen sorulara Almanların istekleri doğrultusunda cevap vermektedirler. Tabi ki bu cevaplar da onlara hukuki sorumluluklar yüklemektedir.
Diğer soruların tamamını öğrenmek isteyenlere link veriyorum;
http://www.gencer-coll.de/basin/pdf/30_soru_baden_wuerttemberg_vicdan_testi.pdf
Şimdi bu bilgilerden sonra Sayın Başbakanın Almanya’daki Türk vatandaşlarını, Alman vatandaşı olmaya davet etmesini nasıl değerlendirmemizi istersiniz değerli okurlar…!
U.Kepekçi-TUNALIM...
Yıl 2020,kızım 17,ben 45 yaşındayım
{ Last Page } { Page 1 of 13 } { Next Page }
|
About Me
« July 2009 »
| Mon | Tue | Wed | Thu | Fri | Sat | Sun | | | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 |
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |
Linklerim
Kişisel Sitem TUNALIM FORUM MSN BLOG TÜRK TARİHİ DANNA GARCİA PHOTOS PİCASE WEB ALBÜM BLOG SPOT ALBÜM Milli Ekonomi
Kategorilerim
Eski Konularim
TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ BTP'DE DİLİ KATRAN SOSYAL DEVLET-MİLLİ DEVLET PROF. DR. HAYDAR BAŞ : ''OBAMA TİYATRO OYNUYOR...'' EKONOMİK İDEOLOJİ BİZİM BAŞBAKANIMIZ GARİP ADAMDIR.. BİZ BALKAN TÜRKLERİYİZ... TERÖRÜN PANZEHİRİ BABA DEVLETTİR YİNE AYNI NAKARAT;''ALMAN VATANDAŞI OLUN'' Yıl 2020,kızım 17,ben 45 yaşındayım TÜRKİYE CUMHURİYETİ BÜTÜNLEYİCİ İLKELERİ Devletlerin bağımsızlıklarının ön şartı ekonomik bağımsızlıktır BTP BÜYÜYOR (Independent Turkey Party is growing) TÜRKİYE'YE BİÇİLN MİSYON:KEKLİK ÜLKE AHİR ZAMAN FİTNESİ Ülkemizin AKP Hükümeti Tarafından Satılan Kaynakları SEÇİM SONOÇLARINI İYİ OKUMAK LAZIM... TÜRKİYE,MİLLİ EKONOMİ İLE KALKINACAK... Prof Dr Haydar BAŞ DİYORKİ; TOPRAĞINIZI SATMAYIN
Arkadaslarim
|
Baba bizim bayragımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmıs neden
simdi haç isareti ve anlamını bilmedigim renkler var?
2 arkadas okulda tavan arasında eski bir atlas bulmustuk, o atlasta gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye topragı imis, simdi neden o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?
Eskiden her mahallede 1-2 cami varken, simdi neden her ilde bir cami var, dedem bahsetmisti daha önce ezan denen bir sey varmıs, günde 5 defa camilerden okunurmus simdi bu çan sesleri ne baba?
Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak israil'in kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da,
topraklarımızı sattırıp simdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz. Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz. Günden güne
topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba?
Baba küçükken herkesin beni Aysegül diye çagırdıgını hatırlar gibiyim simdi neden bana Angel diyorlar, beni kulagıma Angel ismini ezanla sen mi söyledin?
Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi! mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı ögrettiler sanki.
Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliginden kalan. Biz Ankara'ya tasınmamızdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'mis ve 6317 sehit vererek 'Gazi' lik ünvanını kazanmıs. Neden simdi oraya kürdistan diyorlar baba. Baba hani sizlere Kürtlerle Türkler kardestir demisler, peki kardeslerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular.
Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmisti. O her kimse 1933'te Bursa'da bir nutuk vermis, ben simdi bile ne kastettigini anlayabiliyorken, sizin gençliginiz bu kadar mı cahildi de o uyarıları dikkate almadınız.
simdiki kürdistan topragında yer alan Süleymaniye'de askerimizin basına çuval geçirmisler ve sen o dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba. Neden hesap sormadınız bunları görmezden gelen
yöneticilerinize?
O az önce bahsettigim Atatürk size bir hitabe yazmıs ve sizi hain yöneticilere ve tuzaklara karsı uyarmıs ve hitabenin sonunda da 'Muhtaç oldugun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.' demis. Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapısmadınız.
Baba Türkiyeli ne demek, biz Türk çocugu degil miyiz, soyumuz belli degil mi bizim, o kitapta okumustum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu degilim. Türküm demek suçsa ve kötü bir seyse siz eskiden neden söylerdiniz.
Baba biz Kurtulus Savası denen bir sey yasamısız, kitaba göre dünyanın gördügü en sanlı savasmıs ve osavasta 4 milyon sehit vermisiz. Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar sehit verdiniz.
Hiç mi kitap okumadınız, hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi göremediniz ülkemizin peskes çekildigini, eger farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı. Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba. 'Vatan sevgisi imandandır' diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklügünüzden vazgeçtiniz
bari islam'ın emrine uysaydınız.
Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir Istiklal Marsı'mız varmıs, o marsı yalnızca körü körüne ezberlediniz mi? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmıs, demis ki 'Ey Türk titre ve kendine dön.'Baba ne
zaman titreyeceksiniz, Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yıl
önce titremediyseniz eger artık hiç birsey titretemez sizi. Baba sen son bagımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün.
'Ya devlet basa, ya kuzgun lese' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir sehit sahin, bir Sütçü imam yok muydu aranızda? Yazıklar olsun baba sizin gençliginize!
Bu günleri görecegime hiç dogmasaydım baba. Türklügünüzden utanmadınız hiç olmazsa insanlıgınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa SEREFINIZLE ÖLEMEDINIZ MI?'
HER GÜNÜM CENAZE HER GÜNÜM SEHIT
BUNLARIN SEBEBI BIR IT OGLU IT
UYAN TÜRK EVLADI UYUMA UYAN
OTUZ KUPONA ALINMADI BU VATAN PKK'YA KARSI BIR DAMLA BILE OLSA DÜSMANLIGIN VARSA BU MESAJI HERKSE ILET
Savas resmen baslamıs bulunmaktadır!!!hala bogazından coca-cola
geçebiliyorsa hala mcdonald s ta hamburger yiyebiliyosan hala marlboro
içiyosan!! LANET ET KENDINE!! Kökenin ne olursa olsun SEHITLERIMiZE üzülüyosan Amerika ya para verip pkk'ya silah yolllamalarına izin verme!! Toplu boykot hareketi zamanı hepimiz birlik olalım!!! eger biraz vatanını seviyosan sehitlerimiz için bunu herkese gönder!.Saygılarımla...Tunalım