Bir milletin kültür yapısının, inancının, örf ve adetlerinin, töresinin, bu kadar açıkça bozulmaya çalışıldığı, Türkiye’den başka bir ülke var mı derseniz, peşinen; “asla yoktur” diyebiliriz. Eskiden televizyonlarda uzun soluklu yabancı pembe diziler oynardı… Rahatsızlık duyardık ama “yabancılardaki aile yapısı böyledir, onlarda bu tip şeyler normaldir.” Gibi cümlelerle geçiştirirdik… Kendimizi, çoluk çocuğumuzu bir parça da olsa yabancı dizlerin etkisinden böylece korumaya çalışırdık…
Bazı kanallarda birazda olsa sansür uygulanır, Türk aile yapısı yetersiz de olsa kısır çabalarla korunmaya çalışılırdı…
Ama şimdilerde oynatılan sözüm ona yerli diziler, gerek senaryo, gerek oyunculuk bakımından yabancı dizileri aratmayacak kadar sansüre layık ve Türk kültürünü yok etmeye yöneliktir…
Bu dediklerimize örnek aramak için öyle çok çabaya gerek yoktur. Herhangi bir kanalda, herhangi bir diziye bakınca, ne demek istediğimizi anlarsınız… Yemek sofralarında içkiler, evlilik ve ahlak dışı ilişkiler, gayri meşru çocuk edinmeler, misyonerlik faaliyetleri, şeytana bile pabucu ters giydirecek düşmanlıklar, sahtekârlıklar, dolandırıcılıklar, törelerimizi aşağılayıcı söz ve fiiller v.s…v.s…
Yani sizin anlayacağınız, kötülük ve bozgunculuk adına, bir milletin benliğini yok etmek için akla hayale bile gelemeyecek kadar tehlikeli diziler oynatılmaktadır.
Avrupalılaşma sürecinde sansür mü olur? Özgürce her senaryo sahnelenmeli diye yavaş yavaş milletin kafasına zararlı fikirler aşılandı ve sonunda gelinen nokta meydandadır. Milletimizin evlatlarının akıl ve gönülleri zararlı fikirlerle donatılmış, her evde bir ya da birkaç dizi hayranlığı oluşturularak, adım adım koca bir millet; tarihinden, inancından, kültüründen uzaklaştırılmaktadır.Görünen o ki Türk aile yapısı korkunç tahribatlarla karşı karşıyadır...
Milletimiz üzerinde oynanan bu oyunların bozulabilmesi için; para ve şöhretten başka maksatları olmayan, medya patronlarının, reyting uğruna yaptıkları yanlıştan geri dönmeleri gerekmektedir.
Tarihimizi ve kültürümüzü, tanıtacak ve koruyacak, dizi ve programlar yaparak, millet olma vasıflarımız yeniden canlandırılması lazımdır. Yoksa bu toprakları koruyacak, ihya edecek ve kollayacak ruha sahip vatan evlatlarını bulmakta zorlanır ve tarihten silinir gideriz. Bizden hatırlatması!..
Türk sinemasının değerli sanatçısı Türkan Şoray 12 Mart 2010 Cuma günü İstanbulNippon Hotel’de yapılan basın toplantısı ile UNICEF-Türkiye İyi Niyet Elçisi ilan edildi.
UNICEF Türkiye Milli Komitesi Başkanı Prof. Talât Halman’la birlikte, UNICEF Ülke Ofisi Temsilcisi Reza Hossaini ve İyi Niyet Elçisi Müjdat Gezen’in konuşma yaptığı toplantıda Türkan Şoray çok duygulanmıştı.
1954 yılında efsanevi Amerikalı komedyen Danny Kaye ve dönemin UNICEF Başkanı Maurice Pate'ın girişimi ile başlayan "UNICEF İyi Niyet Elçileri"nin misyonu, her biri kendi alanında üstün başarıları ve saygın kişilikleri ile öne çıkan ünlülerin çocukların haklarını korumak için yapılan çalışmalara destek vermeleridir. Dünyada "İyi Niyet Elçiliği" misyonunu başlatan ilk sivil toplum kuruluşu UNICEF'tir.
Dünyaca ünlü sanatçılar Peter Ustinov, Audrey Hepburn, Roger Moore, Vanessa Redgrave, Susan Sarandon, Mia Farrow, Emmanuelle Beart, Whoopi Goldberg kendilerini UNICEF aracılığıyla çocuklara adamış şöhretlerden bazılarıdır. Ürdün Kraliçesi Rania, ünlü şarkıcı Shakira, efsanevi İngiliz futbolcu David Beckham da "UNICEFİyi Niyet Elçileri" olarak küresel anlamda çocukların yardımına koşan, dünyayı dolaşan altın kalpli ünlüler arasındadır.
UNICEF Türkiye Milli Komitesi Başkanı Prof. Talât Halman, “Türk sinemasının sultanı, büyük sanatçı Türkan Şoray'ın UNICEF aracılığı ile Türk ve dünya çocuklarının en mükemmel koşullarda yaşamaları için yapılan çalışmalara destek vermesinden büyük onur duyduklarını” bildirmiştir. Şoray'ın sevgi dolu sıcak yüreği ve mütevazı kişiliğiyle birçok çocuğun insani koşullarda yaşaması için vereceği destek kuşkusuz UNICEF için çok değerlidir.
Ülkemizin çok değerli sanatçılarından Devlet Sanatçısı Yıldız Kenter, ünlü piyanistimiz, Devlet Sanatçısı Gülsin Onay, tiyatro dünyamızın büyük değeri ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinde kurduğu okullarda büyük yetenekler yetiştiren Müjdat Gezen, ünlü yazarımız Ayşe Kulin, saygın gazeteci ve TV yapımcısı Tayfun TalipoğluUNICEF Türkiye Milli Komitesi'nin diğer İyi Niyet Elçileri'dir...TUNALIM..
Türkan Şoray - Ayhan Işık - Ekrem Bora ............
ÇOK SEVDİĞİM İKİ TÜRK FİLİM YLDIZININ UNUTULMAYAN FİLMİ:ACI HAYAT Türk Sineması’nın en iyi aşk filmlerinden biri sayılan ve geçtiğimiz günlerde bir televizyon dizisi ile yeniden ekranlara taşınan Acı Hayat tutkulu bir aşk öyküsü sunuyor. Nermin ve Mehmet birbirlerini sevmekte ve evlenmeyi düşünmektedir. Mehmet fakir bir tersane kaynakçısıdır. Nermin ise kuaförde çalışmakta ve maddi olarak büyük zorluklar çekmektedir. İki sevgili durumlarını düzeltmeye çalışır ve evlilik hayalleri kurarken, zengin ve şımarık Ender’in hayatlarına girmesi tüm planları alt üst edecektir. Ender Nermin’i elde etmek ister ve onu iğfal eder. Nermin Ender ile evlenmek zorunda kalırken, Mehmet’te intikamını almak için yemin eder. Günün birinde Mehmet’e piyango çıkar ve Mehmet bir anda milyarder olur. Mehmet’in intikam planı ise Nermin’in başına gelenleri bizzat Ender’in kız kardeşi Filiz’e yaşatmaktır. YAPIM YILI: 1962 Süre: ? Oyuncular Türkan Şoray -- Nermin Ayhan Işık -- Mehmet Ekrem Bora -- Ender Nebahat Çehre -- Filiz Hüseyin Baradan Yönetmen Metin Erksan Senarist Metin Erksan Yapımcı Muzaffer Arslan Müzik Fecri Ebcioğlu Görüntü Yönetmeni Ali Uğur
ALTIN KOZA,AKDENİZ SİNEMASINI SEYİRCİYLE BULUŞTURUYOR:Ülkemizin önemli kültür sanat olaylarından Altın Koza Film Festivali, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türk ve dünya sinemasının önemli örneklerini sinemaseverlerle buluşturuyor. Festivalin ‘Akdeniz Sineması’ bölümünde, İsrail, Fransa, İtalya ve İspanya’dan 5 ödüllü film yeralıyor. 02 – 08 Haziran 2008 tarihleri arasında yapılacak 15. Altın Koza Film Festivali, Gösterim Bölümü ile gözdolduruyor. Türk ve dünya sinemasının seçkin örneklerinin gösterileceği festivalin ‘Akdeniz Sineması’ bölümünde İsrail, Fransa, İtalya ve İspanya’dan 5 ödüllü film yeralıyor. Bölümünün ilk dikkat çeken filmi İsrailli yönetmen Eran Riklis’in savaın ve sınırların anlamsızlı üzerine dokunaklı anlatısı Limon Ağacı. Başrolünde son yılların önemli oyuncularından Hiam Abbass’ın oynadı film, Filistinli dul bir kadının İsrail Savunma Bakanıyla çok sevdiği limon bahçesi için girdiği mücadeleyi anlatıyor. Bir film de İtalya’dan. Beklenmedik anlarda tepetaklak olan hayatların anlatıldı Dünme’ nin yönetmeni, ilk filmi Nella Mischia ile ses getiren Gianni Zanasi. Bir zamanların punk yıldızı Stefano’nun her şeyini kaybettikten sonra ailesinin evine dönmesiyle gelişen olayları konu alan film Pasinetti En İyi Film Ödülü ve Venedik Film Festivali FEDIC Ödülü almş. Dünyanın Bütün Sabahları’nın yönetmeni Alain Corneau, festivalin beklenen filmlerinden olan İkinci Nefes ile, Jean-Pierre Melville’in 1966’da aynı isimle filme çektiği romanı yeniden uyarlayarak, kara film türüne dönş yapıyor. Katıldı festivallerden pek çok ödüller dönen, Rodrigo Pla’nın İspanya-Meksika ortak yapımı Yasak Bölge’sinde ayrımcılın varabileceği korkunç boyutun tehlikesi görülüyor. Film, Toronto Film Festivali Uluslararası Eleştirmenler Ödülü ve Luigi de Laurentis Ödülü sahibi. Fransız sinemasının yıldız oyuncularından Sandrine Bonnaire’ın 25 yıl boyunca çektiği kişisel arşiv görüntülerinin perdede izlenebileceği, uzman kurumların yetersizliğine ve yol açabilecekleri dramatik sonuçlara dikkat çeken Adı Sabine yönetmenin şizofren kardeşi üzerine yürekleri sızlatan bir belgesel. Fransız yapımı film, Fibresci Ödülü, Cannes Film Festivali’nde ‘Yönetmenlerin On Beş Günü’ ödülü, Namur Film Festivali’nde ise ‘Jüri Özel Ödülü’ almş.
ACI HAYAT - 1962
Türkan Şoray - Ayhan Işık - Ekrem Bora ............Tunalım...