Türkiye, 100 yıl sonra benimle yeni bir Marko Paşa’ya kavuştu
| Türkiye, 100 yıl sonra benimle yeni bir Marko Paşa’ya kavuştu |
|
|
Sibel ARNA
TGRT’de yayınlanan Sizin Sesiniz adlı programı sunuyor. Hafta için saat 16. 00 oldu mu herkes ekranın önüne toplanıyor. Zeynep Sağıroğlu’nun (17) kaçırıldığını da bulunduğunu da Serap Ezgü’nün programını izlerken öğrendi Türkiye.
Ezgü, 80’li yıllarda TRT radyosunda, ‘Hafif müzik dinleyeceksiniz’, ‘Hafif müzik dinlediniz’ anonsları yaparak işe başladı. Kanal D’de ana haber bülteni sundu. Şimdi ise kariyerinde bir dönüm noktası yaşıyor.
Sizin Sesiniz’de Aldatılan Fatma Hanım’ın, kuma getiren Recep Bey’in, evlenmek isteyen Ahmet Dede’nin dertlerini dinliyor: ‘Yaptığım işi seviyorum. Heyecan duyuyorum. Ben Türkiye’nin Marko Paşası oldum. Marko Paşa çözülemeyecek sorunları bile dinlemesiyle ünlü bir hekimdir. 100 yıl sonra Türkiye benimle yeni bir Marko Paşa’ya kavuştu’ diyen Ezgü yeni rolünü çok seviyor.
Siz nasıl meşhur oldunuz?
- Bir Kelime Bir İşlem sayesinde genç ve aydın kesim beni tanıdı.
O programı sunmadan önce ne yapardınız?
- Müzik eğlence programı sunuyordum. Daha da eskiye gidersek ben radyocuyum. Dinleyicinin konuşan kadın ya da adamın dış görünüşüyle ilgili bir fikrinin olmadığı büyülü bir dünyadan geliyorum. Ben esmer bir kadınım, şöyle mektuplar alırdım: ‘Sizi hayallerimde sarışın uzun saçlı, mavi gözlü bir kadın olarak canlandırıyorum. Ne olur bana bir resminizi gönderin.’
Gönderir miydiniz?
- Deli miyim, asla! Kimsenin hayallerini yıkmadım. Bir kişiye bile fotoğraf göndermedim.
Nasıl haber spikeri oldunuz?
- 94-96 arasında ilk eşimle birlikte ‘Ankara Rüzgarı’ isimli bir müzik eğlence programı sunuyordum. Uğur Dündar beni fark etmiş. Aslında beni radyodan tanıyormuş ama yüzümü görmediği için bir türlü hakkımda karar veremiyormuş. Beni ekranda gördüğü anda ‘Tamam ana haber bülteni için aradığım kadını buldum’ demiş. Uğur Bey teklifini bana iletti, düşüneceğimi söyledim. Tam iki sene düşündüm.
İki sene ne düşündünüz Allah aşkına?
- Kaygılarım vardı. Devlet memurluğunun bazı güvencelerinden vazgeçmek zor geldi. İki sene sonra her şeyi bir tarafa bırakıp Kanal D Ana Haber’i sunmaya başladım.
Murat Birsel’le atv ana haber bülteni sunduğunuzu hatırlıyorum.
- Sadece 15 gün. Benim için mutsuz bir hatıradır.
Atv’den ayrılışınızla ilgili iki dedikodu var: 1. Murat Birsel acemiliğini atınca Serap Ezgü’yü yaşatmadı. Yani onu kullandı. 2. Serap Özgü Murat Birsel’e ‘Hödük’ dedi ve kanaldan ayrıldı.
- Oradan ayrılış kararımı ne Murat Birsel ne de Mehmet Tezkan verdi. Rol dağılımından rahatsız oldum. Kendi kariyerime kendi mesleki bilgime bu durumu yakıştıramadım. Ben ayrıldığımda Murat Birsel acemiliğini daha atmamıştı. Hödük mevzuuna gelince, asla benim kullanacağım bir kelime değil. Bunu Murat’ın söylediğini duydum. Birkaç kişiye ‘Serap bana hödük dedi’ demiş.
Serap Ezgü ile Sizin Sesiniz programını ne kadar zamandır yapıyorsunuz?
- 2003 Eylül ayında TGRT’de sabah haberleri sunmaya başladım. Ocak sonunda bu programı sunmamı teklif ettiler. Profesyonel olduğum için teklife sıcak baktım.
Program teklif edildiğinde uzun bir vicdan muhasebesi yaptınız mı yoksa hemen kabul ettiniz mi?
- Başlamadan önce de sonra da uzun vicdan muhasebeleri yaptım. Eşim gazeteci. Onunla meslek ettiği konusunda çok tartıştım. Kendimi sürekli eleştiriyorum. Program bittiğinde kendimi sorguya çekiyorum. Acaba yanlış bir şey söyledim mi, yanlış bir tavır takındım mı? Bu programın iki tarafı keskin bıçak. Ahlak kurallarına uymazsanız kamuoyu sizi mahkum eder. Çok zor bir iş yapıyorum. Sosyo-ekonomik seviyesi aşağıda olan insanlarla uğraşıyorum. Ama şunun da farkındayım. O insanlar bilgilenmekle kalmıyor yönleniyorlar da... Bu çok büyük bir sorumluluk.
KÜFÜR EDENE CEZA
Tüm bunları bile bile bu programı niye kabul ettiniz?
- 23 yıllık birikimim bana güven verdi. Kendi kendime ‘Ben bu işi namuslu bir şekilde yapabilirim’ dedim ve başladım.
Diyelim ki 18 yaşındaki bir genç kız programa konuk oldu. Babası tarafından taciz edildiğini detaylarıyla anlatmaya başlarsa ne oluyor?
- Bu ülkede hiç de azımsanmayacak oranda ensest var. Susarak kök salmasına yol açmak yerine konuşarak önüne geçiyoruz. Ama biz geleneksel aile yapısı içinde büyümüş bir ülkede yaşıyoruz. Kızın anlattıkları izleyicinin gözünde canlanmamalı. Kız, yatağıma yaklaştı elini bacağımda gezindirmeye başladı, sonra göğsüme çıktı falan diyorsa hemen araya giriyorum. ‘Yani sen babanın bir kızına dokunacağından farklı şekilde dokunduğunu mu hissettin’ diyorum. Bir gerçeğin, bir acının, bir mağduriyetin altını çizmeye çalışıyorum.
Bazı konuklar kendilerini tutamayıp küfrediyorlar. Bir keresinde evden kovulmuş bir erkek konuk, hikayesini ‘s..tir git deyip beni kovdular’ sözleriyle anlatmıştı. Bu gibi durumlarda eliniz ayağınıza dolaşıyor mu?
- Yayına girmeden önce herkesi, küfür ederseniz sizi dışarı çıkarırız diye uyarıyoruz. Fakat her an tetikteyim. Küfrederlerse bir kez uyarıyorum ikincisinde dışarı çıkarıyorum.
O bildiği dilde derdini anlatırken sizin onu dışarı atmanız konukta derin yaralar açmaz mı?
- Açabilir tabii ki haklısınız ama bizim vermek istediğimiz mesajlardan biri bu. Siz sorunlarınızı küfür ederek çözemezsiniz, diyoruz.
Size ne teklif edilse bu programı bırakırsınız?
- Kafamda öyle bir proje yok. Yaptığım işi seviyorum. Heyecan duyuyorum. Ben Türkiye’nin Marko Paşası oldum. Marko Paşa çözülemeyecek sorunları bile dinlemesiyle ünlü bir hekimdir. Ben de dinliyorum. Çözebilirsem çözüyorum, çözemezsem çözemediğimi söylüyorum. 100 yıl sonra Türkiye benimle yeni bir Marko Paşa’ya kavuştu. Ben de bu rolü sevdim.
Kendinize hep bu kadar güvenir misiniz?
- Ben hiç güven sorunu yaşamadım. Güzel konuşan, akıllı, dinlediğini hemen algılayan, kendi ölçülerinde güzel diye nitelendirilen bir çocukluk ve genç kızlık yaşadım. 23 yıllık meslek hayatımda bu kadar çok şey öğrendiğimin farkında değildim. Bu programdan sonra açığa çıktı. Bu programdan sonra kişisel gelişim ve hukuk kitapları okuyorum. TCK’yı elimden düşürmüyorum.
Sizin işinizi yapmak için beton kadar sağlam sinirlere sahip olmak mı gerekiyor? Çünkü bu program seyredenin de sunanın da katılanın da ruhunu törpülüyor. Antidepresan alıyor musunuz? Psikiyatra gidiyor musunuz?
- Ben hayatım boyunca uykusuzluk sorunu çekmedim. Artık çekiyorum. Zaman zaman kafama bir şeyler takıyorum ve uyuyamıyorum. Böyle günlerde rahatlamak için uyku ilaçları içiyorum. Aslında sinirlerim sağlam. Artık belli bir yaşa gelmişim, tecrübeliyim, annelik gibi yüce bir duyguyu yaşıyorum. Psikiyatra gitmiyorum. Bir çok uzman bana telefon açıp sen ekranda psikiyatr gibisin diyor. Hayat bana çok şey öğretmiş.
KAMERA BENİ SEVİYOR
Şöyle derler televizyonda tutunmak gazetede tutunmaktan daha zordur. Doğru mu?
- Doğru. Çok sert bir rekabet var. Kalıcı olmak istiyorum. Ben ekranı seviyorum kameralar beni seviyor. Bu gittiği yere kadar devam edecek. Ama bitmesi benim hayatımın sonu olmaz. Hayatımda başka alternatifler de var. Eşim var, kızım var, dostlarım var.
Neden hálá ilk eşinizin soyadını kullanıyorsunuz? Bu marka olmakla ilgili bir şey mi?
- Öyle de denebilir. Üç buçuk sene ekrandan uzak kalmasaydım soyadımı değiştirebilirdim. Ama üç buçuk senelik aradan sonra yeniden ekranlara döndüğümde insanların ‘Yeni bir kız çıkmış Serap’a benziyor’ demeleri yerine ‘Bizim kız yine çıkmış’ demelerini istedim. Çünkü ben 18 senedir bu soyadını kullanıyorum. Bunu Atilla Bey’le yani şimdiki eşimle de konuştum. Onun bu konuda herhangi bir kompleksi yok. ‘Sen bir marka oldun artık. Bu markayı böyle devam ettirmek istiyorsan ettirebilirsin’ dedi.
Gazetecilik çevresinde kocanızdan yardım aldığınız söyleniliyor?
- Ay bu çok komik. İlk defa duyuyorum. Programdan sonra eşimle programın nasıl olduğu hakkında konuşuruz. Ama konu ve konuk konusunda hiç müdahalesi olmaz. Bizim konu bulmak gibi bir sıkıntımız yok. Gelip derdini anlatmak isteyenlerin sayısı o kadar fazla ki. Geceden gelip lobide yatan kadınlar var. Memleketten gelmiş, kalacak yeri yok. Taksiye biniyor ve beni TGRT binasına götürün diyor.
Yasemin Bozkurt ile kıyaslanmak sizi kızdırıyor mu? Sizi seyirci bile karıştırıyor. Telefonla bağlananlardan size Yasemin hanım, ona Serap Hanım diyenler oluyor. Onun programı bitiyor sizinki başlıyor?
- Program formatları birbirinin aynı. Ama birbirinin aynı o kadar çok dizi, yarışma var ki. Ben kimseyle kıyaslanmak istemiyorum. Yasemin Hanım’ın programını izlemiyorum. Herkesin kendine ait bir duruşu var. Kimsenin etkisi altında kalmak ve kimseye benzemek istemiyorum.
Kocamı sizin programa çıkmakla korkuttum, artık beni dövmüyor
Üç beş programdan sonra anlatılan hikayelere ve gözyaşlarına alıştınız mı?
- İlk günlerde yaşadığım şaşkınlığı şu anda yaşamıyorum. Ama hala bazen öyle itiraflar geliyor ki pes diyorum. Evlat anne, evlat baba hasretlerine alışamadım. Onlar birbirlerine kavuştuğu anlarda ben de ağlıyorum. Mesela en son Zeynep’in bulunduğu programı unutamıyorum. İnanılmaz bir tatmindi. İnşallah tüm meslektaşlarım böyle bir duygu yaşar. Çünkü böyle bir tatmini yaşayan her insanın hayattaki duruşu değişir. Hem anne olarak hem de programcı olarak çok keyif aldım.
Artık karı kocalar birbirlerini sizin programa çıkmakla tehdit ediyormuş doğru mu? ‘Bak bey kızdırma yoksa bunca yıldır bana yaptıklarını Serap Hanım’a anlatırım!’
- Bu tip tehditler var. Birçoğunun üzerinde de caydırıcı oluyor. Beni kadınlar yolda çevirip şöyle diyor: ‘Serap Hanım kocamı sizin programa çıkmakla korkuttum. Artık beni dövmüyor.’
İki-üç ay önce bir adam evliliğini kurtarmak için programa konuk oldu. Karısı telefonla programa bağlandı ve hakaret etti. Adam da yayından sonra intihar etti. Bu durumdan kendinizi sorumlu tuttunuz mu?
- Üç gün uyku uyumadım. Hala aklıma geldiği zaman çok üzülüyorum. Ama kendimi sorumlu tutmuyorum. Bütün konuklarımız gibi ondan da bu programa kendi istediği ile katıldığına dair imzalı bir kağıt almıştık. Kağıtta ‘Eşimin ve çocuklarımın telefonunu veriyorum, bağlanacaklar. Söylenecek her şeyi şimdiden kabul ediyorum’ yazıyordu. O kişinin ilk intihar girişimi değilmiş. Programda karısının söylediği bir sözle ilgili erkeklik gururu çok incindi. Her ne kadar onu teselli etmeye çalıştıksa da olmadı.
|
"Benim Soyadım, Benim Namusum Mantığı"
"Benim Soyadım, Benim Namusum Mantığı"
Serap Ezgü'ye, eski eşi Sümer Ezgü, "soyadından men" davası açtı. TCK Kadın Platformundan Avukat Gülbahar, "Kadın bu toplumsal kimlikle tanındı. Erkekler, soyadı ısrarıyla, kadına karşı egemenliklerinin kavgasını veriyor" dedi.
BİA (İstanbul) - Halk müziği sanatçısı Sümer Ezgü, eski eşi Serap Ezgü'den soyadını geri istedi.
Sümer Ezgü'nün, eski eşi aleyhine açtığı 'Soyadı men edilmesi' davasında, Serap Ezgü'nün yaptığı kadın programlarından rahatsız olduğu dile getirildi.
Dava dilekçesinde, "Yaşanan olumlu ya da olumsuz konuların değerlendirilmesi Sümer Ezgü'den talep ediliyor. Bu tür olaylarla karşı karşıya kalmak Ezgü'nün aile ve sanat yaşamını etkilemektedir" deniyor.
Sümer Ezgü: Eşim, kız arkadaşım sanılıyor
Serap Ezgü'nün şimdiki eşinin soyadı olan "Güner"i kullanmasını isteyen Sümer Ezgü'nün avukatı, dilekçede ayrıca Sümer Ezgü'nün mutlu bir evliliği ve bir çocuğu olduğunu belirterek söyleyerek, yeni eşin kız arkadaş olarak görüldüğüne atıfta bulundu.
TCK Kadın Platformu'ndan avukat Hülya Gülbahar ise bianet'e yaptığı açıklamada, Sümer Ezgü'nün dava açabileceğini ancak mahkemenin bir karar alabilmesi daha üstün hukuku bir yarar görmesi gerektiğini söyledi.
Gülbahar, dava dilekçesinde yer alan gerekçelerin yetersiz olduğunu söyleyerek, "Bu tür gerekçeler isim ve kimliğin son derece önemli olduğu medya gibi bir alanda yeterli hukuki argümanlar değildir" dedi.
Gülbahar: Ezgü soyadı artık o kadının kimliğidir
Gülbahar, "Sonuçta bu talep, soyadı üzerinden kadınların toplumsal kimliğine yönelik, onu kimliksizleştirme politikalarının somut bir örneğidir. Öyle ya da böyle Serap Ezgü, bu toplumsal kimlikle tanındı. Artık soyadı Sümer Ezgü'den çıktı, onun kimliği değil. Kendi başına bu kadının kimliğidir" dedi.
Av. Hülya Gülbahar şunları söyledi:
"Evlilikten sonra eski kocasının soyadını taşımak isteyen kadınların ezici çoğunluğu, 'ah ben de kocamın soyunu, adını sürdüreyim' diye istemiyorlar bunu.
"Yıllar boyu bu kimliği kanun zoruyla taşımak zorunda bırakıldıkları için, çocuklarıyla aynı soyadı taşıyabilmek için, tapu dairelerinden trafik tescile kadar, bankalardan SKK (Sosyal Sigortalar Kurumu) işlemlerine kadar her yerde yeni bir soyadıyla, farklı tanınmak önlerine inanılmaz bürokrasi ve ayrımcılık çıkartıldığı için, zaten zor olan hayatlarını biraz daha kolaylaştırabilmek için yapıyorlar.
Erkeklerin benim soyadım, benim namusum takıntısı
Gülbahar, eski kocaların "benim karım, benim namusum, benim soyadım, benim namusum" takıntısı içinde olabileceğine vurgu yapıyor:
"Serap Ezgü'nün kişisel durumunu bilemem ama, hayatın bize öğrettiği bir şey var: Kadınlar farklı duygular düşünceler içinde olabilir. Fakat erkekler, benim soyum, benim soyadım benim malım, benim karım takıntısı içinde, aslında bir bütün olarak bu soyadı ısrarı nedeniyle, kadın cinsine karşı kendi iktidarlarının egemenliklerinin kavgasını veriyor.
"Aslında bu mesele, tam da benim karım, malım, benim namusum; benim soyadım benim namusum mantığının doğal bir sonucudur."
Gülbahar, Serap Ezgü'nün o soyadına çok emek verdiğini, o soyadını tanıttığını belirterek, "Böyle bir dava, Serap Ezgü'nün bugüne kadar bu soyadıyla verdiği emeğe de bir bakma saygısızlıktır" diye konuştu.
Serap Ezgü'nün kadın programı eleştirilebilir ama...
Gülbahar, intiharla sonuçlanan kadın programından ötürü Serap Ezgü'nün eleştirilebileceğini belirterek de şunları söyledi:
"Serap Ezgü'nün hazırlayıp sunduğu program bir çok açıdan eleştirilebilir. Bu tür programların kadınlara çocuklara; bir bütün olarak bütün bir toplumun bilincine, bilinç altına çok önemli zararlar verdiği ortada."
Soyadından men cezalandırma olamaz
"Bir insan haklı olarak böyle bir yayıncılık anlayışının dolaylı da olsa bir parçası olmak istemeyebilir. Ama bu hiçbir şekilde 'aslında taşıdığın soyadı benim, onu bana geri ver' türünden cezalandırma politikalarının gerekçesi olamaz, olmamalı."
Serap Ezgü ise eski eşinin açtığı dava nedeniyle dilekçeye verdiği yanıtta, boşandıktan sonra mahkemenin kararıyla eski eşinin soyadını kullanmasına izin verildiğini belirtti.
"Ezgü soyadını küçük düşürecek ya da tehlikeye sokacak hiçbir şey yapmadım. Soyadına kötü söz söyletme gayreti içinde değilim. Ben Ezgü soyadını kullanmak istiyorum." (AD)
Serap Ezgü ile Biz Bize Programı
Serap Ezgü ile Biz Bize Programı

Bugüne kadar bir çok kayıbı yakınlarına kavuşturan, bir çok aileyi barıştıran ,kaçan kızların eve dönmesini sağlayan , yıllardır birbirlerini bulamayanları kavuşturan Serap Ezgü ile Biz Bize baslasi....
Serap Ezgü ile Biz Bize programında kayıp kişiler, aile birliği bozulmuş kişiler, kadına veya erkeğe uygulanan şiddet konuları işlenmektedir.Programda tamamen hayatın içinden insanlar hayatı paylaşıyor ve dertlerine çare arıyorlar
Programa kendi rızaları doğrultusunda başvuran konuklar, ekranın avantaj ve dezavantajlarını yayın öncesi öğrendikten sonra kanuni işlemleri de bilerek bu programa karılıyorlar.
Bu programda her şey gerçek...Bu programda örf ve adetler önemseniyor..Bu programda yardıma muhtaç insanların sesinin duyurulması sağlanıyor...
Halen ayrılıklar, kırgınlıklar, özlemler ve kavuşmalarla hayat devam ederken, Serap Ezgi ile Biz Bize hayatın içinden halkın sesi olmaya devam ediyor...
23 yıl sonra yeniden günaydın!
23 yıl sonra yeniden günaydın!
Merhaba sevgili okurlar. Güzel bir Pazar günü diliyorum hepinize. Huzur, sevgi, hoşgörü, sabır hep yanı başınızda olsun. Bir de sevdikleriniz ve de sizi sevenler tabii ki. Size 'Sevgili okurlar' diye seslenmek benim için yeni ve heyecan verici bir durum.
Bu yeni başlangıçlar hep mi böyle ayaklarını yerden keser insanın? Bundan 23 yıl önce Trabzon Radyosu'nun küçücük stüdyosundan sesimi ilk kez hiç tanımadığım insanlara 'Günaydın sevgili dinleyiciler, burası kısa dalga, TRT Trabzon Radyosu' derken de benzer bir heyecanı yaşamamış mıydım ben? 4 koca yılı ve Trabzon'u, Van'ı geride bırakıp Ankara Radyosu'nun o görkemli tarihi binasından içeri girerken de dizlerim titrememiş miydi?
Ardından Ankara Televizyonu. Kamera ve ekranla ilk tanışma yine böyle heyecan dolu bir gecenin sabahında olmamış mıydı? 15 yıl birbirimize emek verdiğimiz TRT ile yollarımızı ayırıp özel bir televizyona haberci olarak geçme kararını alırken ve ilk bültene çıkarken kalbim sıkışmamış mıydı?
Şöyle bir düşündüm de sevgili okurlar şaka değil. Sizinle önce radyolar, sonra da televizyonlar aracılığı ile 23 yılı aşkın bir tanışıklığımız, mazimiz var. Ne acılar, ne sevinçler paylaştık.Kah ilgiyle izlediniz sunduğum haberi ya da programı, kah uzaktan kumandanın bilmem kaçıncı düğmesine hapsettiniz beni. Başka bir kanalın düğmesine basarken siz, gülüşüm dondu yüzümde ama bunu çoğu kez fark etmediniz. Geri dönüşünüzü hep aynı sabır ve saygıyla bekledim.
Benim de gittiğim günler oldu. Kendi içimde siz olmadan uzun yolculuklara çıktım. Döndüğümde iyi karşıladınız beni, eski bir dostun sıcaklığı ile yeniden kucak açtınız bana. Yıllarca kafanızda yer etmiş olan haberci kimliğimi bir gün sessiz sedasız geride bırakıp bir kadın programıyla çıktım karşınıza. Şaşkınlığınız kısa sürdü. Üstelik bu yeni program aramızdaki görünmeyen duvarları da yıkan sıra dışı bir programdı ve içerisine insan kokusu sinmiş bu programla birbirimizi daha yakından tanıma fırsatı bulduk.
'Kameranın taa içine bakacaksın, bir insanın gözlerine bakar gibi' demişti hocalarım. 'Yoksa seyirciyle iletişim kuramazsın'. Kameraya sizin gözlerinizin içine bakar gibi bakmayı ve sizi orada gerçekten görmeyi öğrendim.
Şimdi yeni bir şey daha öğreniyorum. Yaşadıklarımı ve duygularımı yazı yoluyla size aktarmayı. Gecenin 23:00'ünde kızımın odasında oturmuş bu satırları yazarken kalbim yine bir ilkin heyecanıyla çarpıyor. Masanın üzerindeki bir tabak dolusu yeşil eriğin üzerine boca ettiğim tuzun miktarına bakılacak olursa bu kez heyecanın dozu da bir hayli yüksek. Önemli bir günlük gazetenin pazar ilavesinde ilk kez yazım yayınlanacak. Bundan böyle her pazar bu sayfada programımdaki konu ve konuklarımla ilgili ekrana yansımayan bazı durumları, aldığım çok özel notları ve onlarla ilgili yaşadığım acı- tatlı anıları sizlerle paylaşacağım.
Dünyaya bir de benim penceremden bakmaya ne dersiniz efendim? 23 yıllık bir gönül bağımız var sizinle. Gelin bu dostluğu yazıyla pekiştirelim. Benim açtığım kadar,siz de yüreğinizi açın bana. Sizin de heyecanlarınız, beklentileriniz, duygularınız yansısın bu köşeden. Evet sevgili okurlar haftaya yine bu satırlarda buluşmak üzere hepinize olabildiğince güzel geçireceğiniz yeni bir hafta diliyorum. Sizi seviyorum. Hoşça kalın.
Serap Ezgü ile Biz Bize
Serap Ezgü ile Biz Bize
Türü: Kadın Programı
Tarih-Saat: 04.09.2007 15:15
Serap Ezgü, yeni sezonda da vazgeçilmeziniz olacak... Yine kaybolanların, kaçırılanların aileleri bu programda sesini duyuracak.. Ünlü sanatçılar, birbirinden çarpıcı yaşam öykülerini Serap Ezgü’ye anlatacak Yardıma muhtaç ailelerin yüzünü “Serap Abla”ları güldürecek! “Serap Ezgü İle Biz Bize” yepyeni içeriğiyle 3 Eylül Pazartesi gününden itibaren hafta içi her gün Show TV’de...
|
Hakkimda
Linklerim
Mesaj Yolla Mesaj panosu Webmaster
Katagoriler
Haberler Program Hakkinda Resimler Videolar
Yeni Konularim
YENI SERVERIMIZE TASINDIK Yayin Akisi Serap Ezgü Oray'ı Analize Devam Ediyor :)) - 02/04/2007 Serap Ezgü'ye Veda ve Şarkısı - 15 Nisan 2007 Cem Özer Programi
Arkadaslarim
|